Kırav nedir, Kırav ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kıraç toprak.

Sert, sinirli : Ömer bugün kıravlı.

Kırağı.

Kırav ile ilgili Cümleler

  • Senin o kıravatını seviyorum.
  • Ali kıravatını çıkardı.
  • Ali Mary'ye kıravatı hakkında ne düşündüğünü sordu.
  • Neden kıravat takmıyorsun?
  • O kıravatı seviyorum.
  • Bu gömleğin o kırmızı kıravatla uyacağını sanmıyorum.
  • Jale, Tom'a mavi bir kıravat aldı.
  • Senin için hoş bir kıravat buldum.

Kırav anlamı, kısaca tanımı

Kıra : Çiçeği düşmemiş, ceviz büyüklüğündeki küçük kavun, karpuz. Küçük : Ahmet'in kırasını gördün mü?. Yalçın, sert kaya. Çığlık, bağırtı. Fasulye. Çevre, kıyı, kenar, uç

Kıravana : Aba kumaşından yapılan şalvar.

Kıravaş : Uşak, oğlan.

Kıravat : Kağnı tekerleklerinin üstüne oturtulan kağnı iskeleti, kağnıevi.

Kıravdan : Eskişehir kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kıravga : Kıraç toprak.

Kıravka : Kıraç toprak.

Kıravu : Kırağı.

Piyango kıravat : Kelebek biçiminde bağlanmış, papyon, kravat.

Sinirli : İçinde sinir bulunan. Kolayca ve çabuk sinirlenen, asabi. Manisa şehrinde, Turgutlu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Kırağı : Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince tabaka.

 

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Kıraç : Verimsiz veya susuz, bitek olmayan (toprak).

Topra : Torba.

Sinir : Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik. Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği. Hoşa gitmeyen, can sıkan. Kas kirişi ve zarı. Lastik. Diz kapakla ayak bileği arası. Sınır, bk. sinor// sinir sepet: hudut, bk. sinor sepet. Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı. Duyu ve hareket uyartılarını beyinden organlara, organlardan beyine ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. Beyni ve omuriliği vücudun öteki bölgelerine bağlayan ve herbiri birkaç sinir teli demetlerinden yapılmış olan beyaz iplikler.

Kırağ : Keskinlik (Bıçak, makas ve benzerleri şeyler için). İstek, neşe, sağlık. Çevre, kıyı, kenar, uç. Kıyı. [Bakınız: kıran].

Bugün : İçinde bulunulan gün. İçinde bulunulan çağ, zaman. İçinde bulunulan gün içinde.

Sini : Üzerinde yemek de yenilebilen, yuvarlak, bakır veya pirinçten büyük tepsi.

Ömer : Yaşama, yaşayış, hayat, canlılık. İkinci halife.

Diğer dillerde Kıran borcu bağışı anlamı nedir?

Osmanlıca Kıran borcu bağışı : afet affı