Kısmet nedir, Kısmet ne demek

Kısmet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu, nasip
  • Talih, kader, şans.
  • "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü.
  • Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu.
  • Evlenme talihi.

"Kısmet" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Aslında kendi de şimdiye kadar bütün kısmetleri tepti." - H. E. Adıvar
  • "Yarın gelecek misiniz? -Kısmet!"

Kısmet isminin anlamı, Kısmet ne demek:

Kız ismi olarak; Allah’ın herkese uygun gördüğü yaşama durumu, nasip, kader. Erkek ismi olarak; Allah'ın herkese uygun gördüğü yaşama durumu, nasip, kader.

Kısmet tanımı, anlamı:

Kısmet beklemek : Evlenmeyi, evleneceği kimseyi beklemek.

Kısmet çıkmak : Evlenme teklifi almak.

Kısmet gökten zembille inmez : "çalışmayanın kısmeti olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Kısmet olmak : Nasip olmak.

Kısmeti açılmak : Kazancı artmak, bolluğa ermek. kendisiyle evlenmek isteyen biri çıkmak.

Kısmeti ayağına gelmek : Beklenmeyen bir nedenle kazançlı bir durumla karşılaşmak.

Kısmeti bağlanmak : İstediği hâlde evlenememek.

Kısmeti kapanmak : Kazancı azalmak. kendisiyle evlenmek isteyen biri çıkmamak.

Kısmeti kesilmek : Daha önceden kendisine nasip olan bir şey artık nasip olmamak.

 

Kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar : "kişi ne kadar çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır" anlamında kullanılan bir söz.

Kısmetine mani olmak : Kazancına veya evlenmesine engel olmak.

Kısmetini ayağıyla tepmek : Kavuşacağı iyi bir durumu, değerini bilmeyerek istememek.

Kısmetini bağlamak : Bir inanışa göre büyü ile birinin evlenmesine engel olmak.

Kısmet ağacı : Bütün sıcak ülkelerde sık rastlanan tırmanıcı ve iri gövdeli ağaç (Clerodendron).

Kısmet kapısı : Kızın evlenip gittiği yer. Gelir sağlayan yer.

Kısmetli : Kısmeti iyi olan, talihli.

Kısmetsiz : Kısmeti iyi olmayan.

Kısmetsiz köpek sabaha karşı uyuyakalır : "Tanrı kendisine kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır" anlamında kullanılan bir söz.

Kısmetsizlik : Kısmetsiz olma durumu.

Balı parmağı uzun yemez kısmetlisi yer : "güzel bir şey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünenin değil kısmeti olanın eline geçer" anlamında kullanılan bir söz.

Baykuşun kısmeti ayağına gelir : "Tanrı hiçbir canlıyı aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar" anlamında kullanılan bir söz.

Her kaşığın kısmeti bir olmaz : "herkesin talihi, kazancı bir değildir" anlamında kullanılan bir söz.

 

Misafir kısmeti ile gelir : "misafirin geldiği evde ya yiyecek bulunur veya beklenmedik bir yerden o sırada yiyecek gelir" anlamında kullanılan bir söz.

Tanrı : Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan. Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah.

Kişi : Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Eş, koca. Erkek.

Uygun : Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Evlenme : Evlenmek işi, izdivaç.

Talih : Şans.

Kader : Yazgı. Genellikle kaçınılmaz kötü talih.

Şans : Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek. Bir olayın olabilirliği. Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum.

Kısmete gelmek : İnek çiftleşmek istemek : İnekler kısmete geldi.

Kısmetsiz köpek, sabaha karşı uyuyakalır : “Tanrı kendisine kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır” anlamında kullanılan bir söz.

Kısmet ile ilgili Cümleler

  • Onlar ona, peni stoklarının kısmetlerinin kaçacak olduğuna söz verdiler.
  • İşte benim kısmetim.
  • Kısmetse.
  • Adamda ne kısmet varmış!
  • Evlilik nasip kısmet işi, senin ayarlamanla olacak şey değil, anlayabildin mi?
  • Kısmet değilmiş.

Diğer dillerde Kısmet anlamı nedir?

İngilizce'de Kısmet ne demek? : [Kismet] n. destiny, foreordination, lot, fate, chance, fortune, kismet, fatality, inning, innings, portion, predestination, shot

Fransızca'da Kısmet : chance [la], lot [le], sort [le]

Almanca'da Kısmet : n. Verhängnis, Fatum, Zufall, Kismet

Rusça'da Kısmet : n. счастье (N), доля (F), удел (M), жребий (M), предопределение (N)