Kanı ayaklı nedir, Kanı ayaklı ne demek

Kanı ayaklı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de mecaz olarak kullanılır.

  • Genç kız, kan ayaklı
  • Yeni evlenmiş kadın, kan ayaklı.

"Kanı ayaklı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Beşikteki çocukların, kanı ayaklı kızcağızların korkmamaları lazımdı, korkmaya hakları yoktu." - T. Buğra
  • "Aynı anda nice analar kan ağlıyor, nice kanı ayaklılar dul, nice saçı bitmedikler yetim kalıyordu." - H. R. Gürpınar

Kanı ayaklı kısaca anlamı, tanımı:

Ayaklı : Ayakla işletilen. Bir destekle yere dayanan. Ayağı olan.

Ayak : Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Halk edebiyatında uyak. Vücudun belden aşağı bölümü. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bacak. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Basamak. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Göl ayağı. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri.

 

Genç : Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy. Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan. Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç. Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan).

Kadın : Bayan. Hizmetçi bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen.

Kız : Üzerinde kadın resmi bulunan iskambil kâğıdı. Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü. Dişi çocuk.

Kan : Soy. Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı.

Yeni : O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Daha öncekilerden farklı olan. Biraz önce, çok zaman geçmeden. Eskisinin yerine gelen. En son edinilen. Tanınmayan, bilinmeyen. Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan. İşe henüz başlamış.