Karşılaştırmalı edebiyat nedir, Karşılaştırmalı edebiyat ne demek

  • Karşılaştırma yöntemiyle çeşitli edebiyatlar arasındaki ilişkileri, benzerlikleri tespit etmeyi amaçlayan bilim dalı, mukayeseli edebiyat

Karşılaştırmalı edebiyat hakkında bilgiler

Karşılaştırmalı edebiyat, birkaç dilin edebiyatıyla aynı anda ilgilenen eleştirel bir bilim dalıdır. Bu alandaki akademisyenler ve öğrenciler genellikle birkaç dilde yetkin ve o dillerin edebiyatlarında ileri düzeyde bilgilidirler. Bölüm, Batı'da 1960'lardan önce sadece belirli Avrupa dilleri ve edebiyatlarıyla, genel olarak İngilizce, Almanca, Fransızca, nadiren İtalyanca ve İspanyolca, ilgilenmesine rağmen bugün Çin edebiyatından Fars edebiyatına kadar çok geniş bir alanda çalışılmaktadır.

Karşılaştırmalı edebiyat kısaca anlamı, tanımı:

Edebiyat : İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın.

Bilim : Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

 

Karşılaştırmalı : Karşılaştırma yolu ile yapılan, mukayeseli.

Karşılaştırma : Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese.

Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

İlişki : Bağlantı, temas. İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas.

Benzerlik : Benzer olma durumu. İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum.

Tespit : Belirleme. Sabitleme. Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, saptama. Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme.

Amaç : Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Gaye. Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Hedef.

Mukayeseli : Karşılaştırmalı.

Aynı : Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Benzer. Başkası değil, yine o. Aralarında ayrım olmayan.