Karavana nedir, Karavana ne demek

Karavana; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Genellikle orduda yemek dağıtımında kullanılan büyük metal kap.
  • Bu kaptan dağıtılan yemek.
  • Atış taliminde hedef tahtasını bile vuramama.
  • İnce, yassı elmas

"Karavana" ile ilgili cümle

  • "Bugün karavana çok iyi idi."

Yerel Türkçe anlamı:

Şalvar, bol pantolon.

Karavana tanımı, anlamı:

Karavana çıkmak : Yemek hazırlanmak veya gelmek.

Karavanadan yemek : Aynı kaptan topluca yemek.

Karavana borusu : Yemek vaktinin geldiğini bildiren boru sesi.

Karavan : Bir otomobilin arkasına takılan, hem taşıt hem konut olarak kullanılan üstü kapalı araç.

Karavanacı : Karavanayı taşıyan asker. Hedef tahtasını vuramayan kimse.

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Ordu : Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Çok sayıda insan, kalabalık. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü.

Yemek : Günün belli saatlerinde yenilen besin. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Kandırmak. Isırmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Başkasının parasını harcamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Yasal yoldan cezalandırılmak.

 

Dağıtım : Dağıtma işi, tevzi. Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi.

Büyük : Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Üstün niteliği olan. Önemli. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Niceliği çok olan. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Büyük abdest.

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış.

Kaptan : Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse, efe. Yolcu otobüsü sürücüsü. Kaptan pilot. Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli. Takım oyunlarında takımı temsil eden kimse.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

 

İnce : Ayrıntılı. Hafif, gücü az. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Zayıf.

Yassı : Yayvan ve düz.

Elmas : Elmastıraş. Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş. Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon. Bu taşlarla yapılmış.

Diğer dillerde Karavana anlamı nedir?

İngilizce'de Karavana ne demek? : n. mess tin, Dixie, dixy, Miss

Fransızca'da Karavana : balle perdu, gamelle [la]

Almanca'da Karavana : die Essschüssel