Kaset nedir, Kaset ne demek
Kaset; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu

İngilizce'de Kaset ne demek? Kaset ingilizcesi nedir?:
cassette
Kaset hakkında bilgiler
'Kaset , Kompakt Kaset veya Teyp bir manyetik ses kayıt ortamıdır. Boyutları ortalama olmasına karşın daha iyi ses kalitesi ve anında kayıt gibi özellikleri nedeniyle zaman zaman kompakt kaset olarak anılırlar. Zaman içinde kompakt kasetler, ilk bilgisayarlar için veri saklamak amacıyla da kullanılmışlardır. 1960lardan 1990ların sonuna kadar kullanılmış, önce gramafonlarla sonra CDlerle rekabet etmiştir. Fransızcadan gelen cassette kelimesi küçük kutu anlamına gelmektedir.
Kaset ile ilgili Cümleler
- Bana kaseti göster.
- Adam video oynatıcıya bir kaset koyuyor.
- Yayını kasete kaydet.
- Kasetler satın alacağım.
- Bir rugby maçını video kasete kaydettim.
- Bir kaset alıyorum.
- Ben bir video kaseti satın aldım.
- Kasetleri güneşe maruz bırakma.
- O mağazadan ucuz bir video kaset kaydedici aldım.
- Kaset sende mi?
Kaset tanımı, anlamı:
Manyetik : Mıknatısla ilgili, kendinde mıknatıs özellikleri bulunan. Yüzeyine manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka.
Küçük : Küçük abdest. Niteliği aşağı olan, bayağı. Geri aşamada. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Yaşı daha az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Değersiz, önemsiz. Kısık, parlak olmayan (ses). Niceliği az olan.
Kutu : Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap. İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap. Bu kabın alabildiği miktarda olan. Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz.
Kasetçalar : Kaset çalan araç.
Manyetik kaset : Manyetik kartuş.
Videokaset : Üzerinde kayıtlı olanı video aracılığıyla ekrana yansıtabilen kaset.
Kasetçi : Kaset satan kimse.
Görüntü : Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Manzara. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme.
Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.
Kullanılma : Kullanılmak işi.
Kayıt : Bir yere mal ederek deftere geçirme. Pencere çerçevesi. Yiyecek. Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması. Şart. Resmî belge. Önem verme. Araç, eşya. Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi.
Ortam : Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat. Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü. Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform.
Boyut : Durum, nitelik. Film veya fotoğrafta boyut, format. Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut. Genişlik, kapsam.
Orta : Yeniçeri Ocağında tabur. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Orantı. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İyi ile kötü arasındaki durum. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece.
Kasetçilik : Kasetçinin yaptığı iş.
Diğer dillerde Kaset anlamı nedir?
İngilizce'de Kaset ne demek? : n. cassette tape, tape, cassette, darkslide
Fransızca'da Kaset : cassette [la]
Almanca'da Kaset : n. Kassette

Bu kısımda Kaset nedir? Kaset ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kaset tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kaset hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.