Kasmak nedir, Kasmak ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Kısaltmak.

Ev çatısı.

Kandırmak, aldatmak.

Geniş, bol giysi, torba ve benzeri nesneyi daraltmak, büzmek.

Kasmak anlamı, tanımı:

Kasıp kavurmak : Baskı yaparak veya kıyıcı davranışlarla bir topluluğu ezmek, zulmetmek. çok zarar vermek, mahvetmek. çok etkilemek, hüküm sürmek.

Kasım kasım : "Gururlanmak, büyüklük taslamak, büyüklenmek" anlamlarındaki kasım kasım kasılmak deyiminde geçen bir söz.

Kasma : Kasmak işi.

Gergin : Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt). Huzursuz, sinirli. Gerilmiş durumda olan. Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki).

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir makama atamak veya seçmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.

Kısaltmak : Kısa duruma getirmek. Kısa gibi göstermek.

 

Daraltmak : Dar duruma getirmek. Sayıca azaltmak.

Bölmek : Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek. Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak. Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak.

Ayırmak : Seçmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. Bölmek. Bir yeri bir engelle bölmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Farklı davranmak, fark gözetmek.

Baskısı : Başkahraman.

Tutmak : Ulaşmak, varmak. İzlemek. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Uğramak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. İş görebilmek. Ele geçirmek, yakalamak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Beklenen sonucu vermek. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Kaplamak. Bırakmamak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Benimsemek, beğenmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Kullanmak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Varsaymak, farz etmek. Bir şey düşünmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Sarmak, bürümek. Elde bulundurmak, ele almak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Başlamak. Kapatmak, sarmak. Yaklaştırmak. Alacağa veya vereceğe saymak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Avlamak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. İşgal etmek. Sürmek, zaman almak. Sunmak. Hedef olarak almak. Bağlamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Bir kimsenin yerini almak.

 

Diğer dillerde Kasmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kasmak ne demek? : n. rotor

v. stretch tight, tighten, contract, flex, strain, clamp, tauten

Fransızca'da Kasmak : contracter, crisper

Almanca'da Kasmak : kürzer machen; schmäle machen; enger schnallen

Rusça'da Kasmak : v. уменьшать, укорачивать, притеснять, уменьшить