Kağnık nedir, Kağnık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tarla, çay ve arkın yüksek yerlerinde suyun arkaya yığılmış durumu, bir çeşit göl.

Kağnık anlamı, kısaca tanımı

Kağnı : İki veya dört tekerlekli, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Yığıl : Hafif. Ölçekleme yordamında değişik sınarların, ölçek konumlarını belirlemek üzere yargıcılarca içine sokulduğu küme.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Arkay : Yükselen. Çeşitli yönlere doğru çıkık bir durumda olan.

Arkın : Zayıf, cılız, sıska. [Bakınız: arkun]. Yavaş, ağır, sakin. Zayıf. Gelecek yıl.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

 

Yığı : Başağın taneli kısmı, taneleri. “Yığı etdik, yedik. İstenildiğinde kullanılmak üzere yığınlanmış bilgi.

Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.

Arkı : Arka.

Arka : Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Göl : Oluşması genellikle tektonik, volkanik ve benzerleri olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü. Yapay su birikintisi. Ziraat yapılan büyük tarla. Yüksek yerden dökülen suyun oyduğu yer, çukur. Karalar üzerinde, dört yanından kapalı ve oluşumlarıyla ayrımlı çanakları dolduran, az çok geniş ve derin, tuzlu ya da tatlı su örtüleri. Karalar üzerindeki çeşitli etkenlerle meydana gelen çukur yerlerin, zamanla sularla dolması sonucunda oluşan, suları tamamen boşaltılamayan, genellikle derin durgun su kütlesi. Samsun şehrinde, Beşpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

 

Çay : Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (Thea chinensis). Müzikli toplantı. Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek. Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir içecek türü. Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri. Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Kağıtlı sığaç anlamı nedir?

İngilizce'de Kağıtlı sığaç ne demek ? : paper condenser