Kemokinler nedir, Kemokinler ne demek
Kemokinler; Biyoloji alanında kullanılan bir kelimedir.
Biyoloji'deki anlamı:
Yangı (iltihap) bölgesinden salgılanan interlökin-8 gibi heparin bağlayan, kompleman 5a, lökotrien B4 (LTB4), makrofaj inflamatör proteini (MlPalfa), (MlP1beta) gibi lökosit populasyonunu, makrofajları, CD8+ T lenfositlerini çeken moleküller.
Kemokinler anlamı, tanımı
Kemokin : Doku ve hücreler tarafından üretilen, fagositik hücreler ve lenfositler gibi bağışıklık sistemi hücrelerinin kemotaksisini ve aktivasyonunu uyaran, ayrıca integrine bağlı akyuvar yapışmasını tetikleyen maddeler. Astım tedavisinde kullanılan ilaç
T lenfositler : Özel moleküllü hücre almaçlarını içeren, hücresel bağışıklığın oluşumunu sağlayan, timüste olgunlaşan, yüzeylerinde yardımcı uyarıcı moleküller taşıyan ve özel granül bulunmayan hücreler, T hücreleri. T lenfositler yüzeylerindeki almaçların özelliklerine göre; öldürücü, yardımcı ve baskılayıcı T lenfositler diye üç gruba ayrılarak antikor yapımına yardımcı olmak ve yüzey almaçları makrofajlarla etkilenmesiyle lenfokinleri üretmek gibi görevleri bulunur.
Lenfositler : Kanda ve lenfte bulunan, tek çekirdekli, küçük, renksiz, bağışıklık olaylarına giren bir kan hücresi tipi. B lenfositleri, T lenfositleri ve bu grupta sayılan doğal öldürücü hücreler (NK) oarak gruplandırılırlar. Ayrıca plazma zarlarındaki reseptörlere göre ve salgıladıkları sitokinlere göre de alt gruplara ayrılırlar. Lenf hücresi.
T lenfosit : T hücresi.
İnterlökin : Lökositlerden salınıp lökositler arasında etkileşim yapan sitokinler.
Populasyon : Kantitatif karakterler gibi bazı değişkenlerin ölçülmesi için örneklerin alındığı çok sayıda bireylerden oluşan grup; belli bir bölgede yaşayan bir türün bireyleri. Popülasyon.
Kompleman : Normal serumda bulunan, enzim etkinliği gösteren, bağışıklık sistemi içerisinde yapısal ve düzenleyici görevleri olan birtakım proteinler. Komplement sistemi dokuz fonksiyonel bileşen taşır ve bunlar C1den C9 a kadar sembollerle gösterilir.
Lökotrien : Lipoksijenaz yoluyla araşidonik asitten oluşan anafilaktik reaksiyonlarda belli düz kasların yavaş ve uzun süreli kasılmasını sağlayan, histaminden sonra etkisini gösteren ve astımın oluşumunda önemli rol oynayan kimyasal aracı.
Makrofaj : Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.
Lenfosit : Kanda, kemik iliğinde, lenfte bulunan, tek ve çok iri çekirdekli, küçük, renksiz bir kan hücresi.
Bağlayan : Temelde döviz kurları olmak üzere, altın, faiz, narh gibi fiyatların belirli bir düzeyde sabitleştiren.
Heparin : Evcil hayvanların ak ve kara ciğerlerinden elde edilen ve kanın pıhtılaşmasını önleyen madde. Kan pıhtılaşmasını önleyen, tromboz hâllerinin tedavisinde kullanılan ve özellikle karaciğerde bol miktarda bulunan doğal bir madde. Yapıca, asidik mukopolisakkarit nitelikteki glikozaminoglikan zincirlerinin bir karışımı olan, fizyolojik olarak masthücreleriile kandaki bazofiller tarafından salınan ve sığır akciğeri ve domuz ince bağırsağından saflaştırılarak elde edilen, kanda normalde etkisiz bir biçimde bulunan antirombin 3 adlı bileşiği etkinleştirmesi sonucunda tüm pıhtılaşma faktörlerinin baskılanmasına bağlı olarak pıhtılaşmanın önlenmesini sağlayan, sindirim kanalından emilmediği için sadece parenteral yolla kullanılan sülfatlanmış glikozaminoglikan yapısında bir bileşik. Karaciğerde ve diğer bazı dokularda bulunan bir madde olup trombin meydana gelmesini ya da çalışmasını önler.
Lökosit : Akyuvar. [Bakınız: akyuvar].
Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genel olarak sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.
İltihap : Yangı.
Molekül : Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim, madde. Bir bütünün en küçük parçası. Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı.
Komple : Dolu. Bütünü aynı şeyden olup bir takım oluşturan. Üstün nitelikleri kendinde toplayan, mükemmel. Eksiksiz, gerekli her şeyi tamam olan, tam.
İnter : Ara, arasında.
Popul : Çocuk ayakkabısı, patik.
Hepar : Karaciğer.
Diğer dillerde Kemokinler anlamı nedir?
İngilizce'de Kemokinler ne demek ? : chemokines

Bu kısımda Kemokinler nedir? Kemokinler ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kemokinler tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kemokinler hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.