Keres nedir, Keres ne demek

Keres ile ilgili Cümleler

  • Bir keresinde babam bana bir şey anlatmıştı.
  • Bir keresinde arkadaş olduğumuzu söyledin.
  • Bir keresinde babam, hepimizi havai fişek gösterisine götürmüştü.
  • Brezilya'daki bazı yerli kabileler keresteciler tarafından tehdit edilmektedir.
  • Bir keresinde televizyona çıkmıştım ama kimse buna inanmıyor.
  • Bir keresinde Emily bana çok sempatik davranmıştı.
  • Bir keresinde el ele tutuşmuştuk.

Keres anlamı, kısaca tanımı:

Kereste : Ayakkabı yapımında kullanılan gereç. Kaba saba kimse, kalas. Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç.

Keresteci : Kereste satan kimse.

Kerestecilik : Kerestecinin yaptığı iş.

Keresteli : İri yapılı.

Çarliston marka kereste : Az bulunan kereste. Haddini bilmez, terbiyesiz.

Yarma kereste : Damarları yönünde yarılarak biçimlendirilmiş ağaç.

Büyük : Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Büyük abdest. Önemli.

Derin : Yoğun. Ayrıntılı. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Uzun süren. İçten gelen. Yüzeyden içeri inen. Dip.

 

Karavana : İnce, yassı elmas. Bu kaptan dağıtılan yemek. Genellikle orduda yemek dağıtımında kullanılan büyük metal kap. Atış taliminde hedef tahtasını bile vuramama.

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

Kerese : Fayton.

Keresek : Uyuşuk, pısırık.

Keresimek : Pekmez ekşiyip köpürmek.

Kereslenmek : Nazlanmak.

Keressimek : Pekmez ekşiyip köpürmek.

Kereste ambarı : İçinde kereste saklanan yapı,

Kerestelik : Kereste yapılmaya elverişli (ağaç).