Kerez nedir, Kerez ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kez, defa.

Engel.

Testi.

Küçük tepe.

Kiraz.

Kerez kısaca anlamı, tanımı

Kere : Kez, yol, defa, sefer

Kerez ayi : Haziran ayı.

Kerez olmak : Engel olmak.

Kerezlenmek : Kendini beğenmek, horozlanmak.

Testi : Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli veya emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. maddelerden yapılmış olan su kabı. Bu kabın alabileceği miktarda olan.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Kiraz : Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium). Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

 

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Test : Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılmış olan laboratuvar araştırması. Doğru cevabın seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama.

Tepe : Bir şeyin en üstteki bölümü. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Yüksekliği genel olarak birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. Birinin yanı başı, baş ucu. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.

Kira : Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi, icar. Bu biçimde tutulan taşınmaz. Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para.

Defa : Kez, kere.

Kez : Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz, defa, kere, sefer.

Diğer dillerde Kerevit pinteri anlamı nedir?

İngilizce'de Kerevit pinteri ne demek ? : fyke net, hoop net