Kilisecik nedir, Kilisecik ne demek

Kilisecik; Güzel Sanatlar alanında kullanılan bir terimdir.

Güzel Sanatlar'daki anlamı:

Saraylarda Hıristiyan ermişlerinin giysilerinin saklandığı yer.

Saraylarda yapılan küçük tapınma yeri.

Kiliselerin yan sahınlarında bulunan hücrelerde hazırlanmış tapınma köşeleri.

Kilisecik tanımı, anlamı

Kili : Bağ ve bahçe duvarı. Tarla sınırı. Kabuksuz ceviz. Eşyanın ince, zayıf kısmı. Dört ölçek : Beş kili buğdayım var. Sonra

Kilis : Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Kilis, Gaziantep'in ilçesi.

Kilise : Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer. Hristiyanlıkla ilgili dinî kuruluş. Hristiyanlığın öğretilmesi, dinî işlerin yönetimi vb. ile ilgilenen papa ve piskoposlar topluluğu.

Yan sahın : (Mimarlık) Orta sahından ayaklı ya da sütunlu kemerlerle ayrılan ve orta sahının her iki yanında yer alan sahınların her biri. a. bk. sahın, ortasahın.

Saraylar : Balıkesir şehri, Marmara ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Ermişler : Kars ili, Susuz ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Van ilinde, Timar bucağına bağlı bir yer.

Tapınma : Tapınmak işi.

Köşeler : Kastamonu ili, Daday ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Sahın : Gece yarısı. İçinde yemek yenen bakır sahan. Sakın. (Mimarlık) Camilerde ve bazilika biçimli kiliselerde mihraba ya da apsis'e doğru uzanan ve genellikle birbirlerinden kemerli sütun ve ayaklarla ayrılmış bölümlerden her biri. a. bk. yan sahın, orta sahın. [Bakınız: sahan].

 

Ermiş : Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, eren, evliya, veli.

Saray : Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı. Van iline bağlı ilçelerden biri. Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri. Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı. Devlet başkanı ve çevresi. Görkemli ve gösterişli yapı.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Hazır : Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya. Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş. Fırsattan yararlanarak. Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak. Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

 

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Diğer dillerde Kilisecik anlamı nedir?

İngilizce'de Kilisecik ne demek ? : chapel