Klatrin nedir, Klatrin ne demek

Klatrin; Biyoloji alanında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

Örtülü keseciklerin yüzeyinde, karakteristik çok köşeli örtüyü oluşturan telsi protein.

Klatrin hakkında bilgiler

Klatrin, hücre dışı veziküllerin belirli bir şekle kavuşması için rol oynayan temel proteinlerdir ve sitoplazmada küçük vezilküller oluşmasını kolaylaştırır. Klatrin ilk olarak 1975'te Barbara Pearse tarafından saflaştırılmış ve tanımlanmıştır. Klatrin, hafif ve ağır zincirlerden oluşan üçlü bir iskelet yapısına sahiptir.

Klatrin anlamı, kısaca tanımı

Klatrinle kaplı çukurlar : Yapılarında virüse özgün almaçları bulunduran, fibröz bir protein olan klatrinle kaplanmış hücre zarındaki çöküntüler

Örtülü kesecik : Birçok ökaryot hücrede bulunan, sitoplâzmaya bakan yüzeyinde klâtrin denen proteinden yapılmış dikenler şeklinde bir örtüye sahip kesecik.

Karakteristik : Bir kimse veya nesneye özgü olan (ayırıcı nitelik), tipik. Bir logaritmanın tam birimler anlatan bölümü.

Sitoplazma : Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını.

Hücre dışı : Hücre zarının dışında. Ekstrasellüler. [Bakınız: göze-dışı].

Proteinler : Yaklaşık %50 karbon, %25 oksijen, %15 azot, %7 hidrojen ve bazen kükürt de içeren ve amino asitlerden oluşan biyopolimer madde.

 

Zincirle : Resim seçiciye, bir kaynaktan gelen resmi, başka bir kaynaktan gelen resme zincirlemesi için verilen komut. (Zincirleme yapılacak ikinci kaynağın sayısı belirtilerek "ikiye zincirle!, dörde zincirle!..." biçiminde söylenir).

Karakter : Ayırt edici nitelik. Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi. Basımda harf türü. Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü. Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye. Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse.

Belirli : Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.

Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genel olarak sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.

Vezikül : İçi su dolu kabarcık.

İskelet : İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih. Kuru, çıplak. Bir şeyi oluşturan temel çatı. Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü. Bir eserin genel planı. Çok zayıf.

Kesecik : Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı organ.

Kavuşma : Kavuşmak işi, buluşma, telaki. Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi.

Oluşma : Oluşmak işi, teşekkül.

 

İskele : Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.

Barbar : Uygarlaşmamış (kavim, topluluk). Kaba saba, ilkel. Kaba ve kırıcı. Birlikte. Gürültücü, patırtıcı kişi. Palavracı. Sert, haşin kişi. Atak: Barbar bir çocuk. Yabancı. Bir kimsenin aleyhinde bulunan, kötülük yapan. Gelişigüzel, saygısızca konuşan. Greklerle Romalıların, kendi kültür çevreleri dışında kalan budunlar için kullandıkları terim.

Köşeli : Köşesi veya köşeleri olan.

Örtülü : Örtüsü olan. Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış. Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem. Gizli, saklı.

Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın ya da gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.

Diğer dillerde Klatrin anlamı nedir?

İngilizce'de Klatrin ne demek ? : clathrin