Knew türkçesi Knew nedir

Knew ile ilgili cümleler

English: Ali already knew that, didn't he?
Turkish: Ali zaten onu biliyordu, değil mi?

English: Ali already knew about it.
Turkish: Ali bunu zaten biliyordu.

English: Ali acted like he knew everything.
Turkish: Ali her şeyi biliyormuş gibi davrandı.

English: Abrams knew that it rained.
Turkish: Abrams yağmur yağdığını biliyordu.

English: Ali acted as if he knew nothing about it.
Turkish: Ali bu konuda bir şey bilmiyormuş gibi davrandı.

Knew ingilizcede ne demek, Knew nerede nasıl kullanılır?

Knew his place : Kendi yerini buldu. Hayattaki görevini anladı.

Knew how he felt : Onu anladı. Kendini onunla özdeşleştirdi. Onun duygularını anlayabildi. Onun kendini nasıl hissettiğini biliyordu.

Knew nothing of life : Saftı. Hayatla ilgili fazla bilgisi yoktu. Hayat hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

Knew the smell of gunpowder : Mücadelede yer aldı. Savaşa katıldı.

Knew well : İle çok iyi tanışıyordu (kişi). Hakkında her şeyi biliyordu. İyi biliyordu. Birini yakından tanıyordu (birini).

Knead : Masaj yapmak. Bezelemek. Hamuru yoğurmak. Hamur yoğurmak. Yoğurmak. Ovmak. Yoğurma.

Kneading trough : Hamur tahtası. Hamur teknesi.

 

Kneadable : Yoğrulabilir.

Kneaded : Yoğurmak. Masaj yapmak. Ovmak.

If we only knew : Keşke bilseydik.

İngilizce Knew Türkçe anlamı, Knew eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Knew ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Keep track : Kayıt tutmak. Kayıt tutmak (geçmiş olaylar veya eylemler hakkında olduğu gibi). Haberdar olmak. Kaydını tutmak. Haber almak.

Acknowledge : Bir paranın ödenmiş olduğunu açıklayan imzalı yazılım. kişiyi sorumluluktan, borçtan, sözleşmeye ilişkin yargılardan tüm olarak aklanabilmek amacıyla düzenlenerek ona verilen imzalı belge. dernek ya da ortaklık genel kurullarında, yöneticilerin her hangi bir sorumluluğu olmadığı yolunda alınan karar. Alındığını bildirmek. Teşekkür etmek. Alındılamak. Onaylamak. Aldığını bildirmek. Aklama. Teslim etmek. İkrar etmek. Kabul etmek.

Cognised : Kavramak.

Discriminates : Ayırmak. Ayırdetmek. Farklı muamele etmek. Ayrımcılık yapmak. Ayrım yapmak. Ayrıcalık yapmak. Ayırım yapmak. Ayrım gözetmek. Ayırmak (ırk ayrımı vb). Ayrı tutmak.

Detects : Hissetmek. Bulmak. Sezmek. Belirlemek. Saptamak. Algılamak. Keşfetmek. Meydana çıkarmak. Ortaya çıkarmak.

Carry on with : İle ilişkisi olmak. Aşna fişne olmak. Düşüp kalkmak. Devam etmek. Korte etmek. Gayrimeşru bir ilişki içinde olmak. Kırıştırmak. Sürdürmek. Oynaşmak.

Experiencing : Deneyim. Deneyim etme. Denemek. Uğramak. Karşılaşmak. Görmek. Yaşamak. Tecrübe etmek. Başına gelmek.

Cognize : Bir hakikat veya bilginin farkında olmak (ayrıca cognise). Kavramak.

Tasted : Yaşamak. Tadına bakmak. Tadına bakılmış. Tadı olmak. Tadılmış.

 

Knew synonyms : agnize, agnise, contradistinguish from, be up, pass through, differentiate, affiliates, cognized, detect, die, descried, discerned, discovering, be conscious of, happen to, degust, foreknow, be recognizant of, be onto, interrelate, lead through, choose, tie in, extracts, acquaint oneself, previse, discover, acknowledging, cognising, know, differentiating, acquaint oneself with, recognize.

Knew zıt anlamlı kelimeler, Knew kelime anlamı

Ignore : Gözardı etmek. Görmezlikten gelmek. Görmemezlikten gelmek. Yok saymak. Kulak ardı etmek. Aldırmamak. Boşlamak. Bilmemezlikten gelmek. Iska geçmek. Delil yetersizliğinden reddetmek.

Stale : Bayat. Vadesi geçmiş. Eskimek. Adi. Kaşanmak. Yatkın. Bitkin. Bozuk. Tükenmiş.

Old : Deneyimli. Büyük. Eski. Kart. ...yaşında. İhtiyar. Önceki. Eskimiş. Köhne. Eski zamanlar.

Knew antonyms : lose track, nonmodern, noncurrent.