Knows türkçesi Knows nedir

Knows ile ilgili cümleler

English: A person like Ali probably knows how to speak French.
Turkish: Ali gibi bir kişi muhtemelen Fransızca konuşmayı bilir.

English: A good businessman knows how to make money.
Turkish: İyi bir iş adamı nasıl para kazanacağını bilir.

English: A man with a watch knows what time it is, a man with two watches is never sure.
Turkish: Bir saati olan biri saatin kaç olduğunu bilir; iki saati olan biri ise asla emin olamaz.

English: A person like Ali probably knows how to swim.
Turkish: Ali gibi bir insan muhtemelen nasıl yüzeceğini bilir.

English: Ali acts like he knows everything.
Turkish: Ali her şeyi biliyor gibi davranır.

Knows ingilizcede ne demek, Knows nerede nasıl kullanılır?

Knows himself : Kendini iyi bilir. Kendini tanır.

Knows his place : Yerini bilir. Konumunun farkında (örn.: toplumda).

Knows how to take criticism : Eleştiri almayı bilir. Başkalarının onun hakkında yaptıkları “değerlendirmelerden” ders alabilir. Eleştiri kabul edebilir.

Knows no limit : Dur durak bilmez. Hiçbir şey için durmaz. Sınır tanımaz.

Knows something about : - hakkında biraz bilgisi vardır. -hakkında bir şeyler bilir.

 

Who knows : Kim bilir. Kim bilir?. Kim bilebilir?.

The whole town knows that : Herkesin bildiği gibi -. Tüm kasaba -'u biliyor. Herkes biliyorki -.

Knows them very well : Onları çok iyi bilir. Onları çok yakından tanır. Onları çok iyi tanır.

Foreknows : Önceden haberi olmak. Önceden bilmek.

Only god knows : Bir. Hiç kimse bilmiyor. Allah bilir. Sorunun veya gizemin cevabını sadece allah biliyor. Bu bir muamma.

İngilizce Knows Türkçe anlamı, Knows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Knows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Realizes : Tahakkuk ettirmek. Paraya çevirmek. Aklında bulundurmak. Gerçekleştirmek. Kar etmek. Farketmek. Kavramak. Uygulamak. Farkına varmak.

Sense : Düşünce. Bir simge, kavram ya da bir ölçümün belli bir dizgeye göre taşıdığı içlem ya da içerim. Duyum. Duygu. Duyu. His. Bilgisayar, eğitim, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği. Zeka. Anlayış.

Be cognizant of : Bilmek. Haberdar olmak.

Appreciated : Değeri anlaşılmış. Takdir edilen. Değer biçmek. Değer vermek. Değerlenmek. Değerlendirmek. Değerini bilmek. Beğenmek. Takdir etmek. Kavramak.

Ascertaining : Doğrusunu anlama. Aslını anlama. Bulmak. Doğrusunu öğrenmek. Soruşturmak. Aslını öğrenmek. Öğrenmek.

Descried : Farketmek. Seçmek. Keşfetmek. Keşfedilen.

Apprehended : Tutuklu. Yakalanmış (suçlu). Tutuklamak. Endişe etmek. Kavramak. Tutuklanan. Korkuyla beklemek.

Apprehending : Tutuklamak. Endişe etmek. Tevkif etmek. Korkuyla beklemek. İdrak etmek. Yakalamak. Kavramak. Korkmak.

Have cognizance of : Bilmek. Haberdar olmak.

 

Knows synonyms : know what's going on, know what's what, agnise, get the hang, agnize, be awake to, ascertains, be a good judge of, descry, be aware, ascertain, be awake to something, accepts, cognize, differentiating, accept, appreciate, be hip to, recognise, master, catch sign of, discriminated, cognise, discriminates, differentiate, disentangle, differentiated, discriminate, contradistinguish, tumble to, absorb, apprehend, appreciates.

Knows zıt anlamlı kelimeler, Knows kelime anlamı

Ignore : Boşlamak. Bilmemezlikten gelmek. Delil yetersizliğinden reddetmek. Görmemezlikten gelmek. Kulak ardı etmek. Bilmezlikten gelmek. Göz ardı etmek. Önemsememek. Görmezlikten gelmek.

Unknown : Adsız. Bilinmez. Tanınmamış. Yabancı. Meçhul. Tanınmayan. Bilinmedik. Ünsüz. Nedeni bilinmeyen. Gizli.

Inglorious : Utanç verici. Mütevazı. Ayıp. Utandırıcı. Şerefsiz. Tanınmamış. Yüz kızartıcı. Onursuz. Gösterişsiz. Belirsiz.

Knows antonyms : lose track, unfamiliar, unacknowledged.