Kolbastı nedir, Kolbastı ne demek

Kolbastı; bir spor terimidir.

  • Güreşte ayağı kapılan güreşçinin, rakibinin ayağını tutmasıyla ortaya çıkan geçersizlik durumu.
  • Doğu Karadeniz Bölgesi'ne özgü, halka oyunlarından, hareketli, bireysel özellikleri öne çıkaran bir oyun türü

Yerel Türkçe anlamı:

Güreşte bir oyun.

Kolbastı hakkında bilgiler

Kolbastı, Faroz Kesmesi ya da Hoptek Trabzon il merkezinde oynanılan bir halk dansının adıdır. Horon olarak adlandırılan geleneksel Karadeniz oyunlarından birisi değildir. Kolbastının popülerleşmesiyle birçok kolbastı ekibi kurulmaya başlanmıştır. Trabzon oyunun patentini almıştır.

Bir anlatıya göre 1930'lu yıllarda ağaların ve dayıların olduğu bir dönemde ortaya çıkmıştır.O dönemde Trabzon'da mağaralar bulunurmuş. Faroz'da, Değirmendere'de, Arafilboyun'da, Boztepe'de. O mağaralarda ağalar dayılar alem yaparlarmış. O dönemde askerlerin kolluk kuvvetleri varmış, kolluk kuvvetleri bu alemlere baskın yaparmış. Alemcilerde basılmayalım diye kapıya erketeler koyarlarmış, gözcüler yani. Erketeler kolluk kuvvetlerini gördüğü an içeri haber getirirlermiş, içerdekilerde haberi aldıklarında seslerini kısarlarmış. Başlarlarmışlar söylemeye kısık sesle "GELDİLER, BASTILAR, VURDULAR". Kol kuvvetleri böyle baskınlar yaptığı için oyuna kolbastı denildiği iddia edilmektedir. Bununla birlikte Anadolu'nun neredeyse her yerinde Kol oyunu, Kol horonu, Kol havası adlarıyla oynanılan halk oyunlarının varlığı bu tezin bir yakıştırma olduğunu düşündürmektedir.

 

Bir diğer anlatı ise, Faroz'lu balıkçıların bereketli avlardan sonra düzenledikleri eğlencelerde hoptek adıyla oynanılan sonradan Faroz kesmesi adı verilen oyunun 1970'lerde Erkan Ocaklı'nın okuduğu Kolbastı türküsünden sonra popüler olması üzerinedir. Oyunun en eski adı olan Hoptek kelimesinin kökeni bilinmemekte Slav dilleriyle ilişkili olduğu ileri sürülmektedir.

Kolbastı adlı ezgi Nejat Buhara tarafından Trabzon’da derlenmiş ve müzik repertuarına Trabzon ezgisi olarak geçmiştir. İlk kolbastı kaydı ise taşplağa Trabzon havalarını da okuyan Osman Gökçe tarafından 1943 yılında yapılmış olup bugün bilinen ezgilerin tümünden farklıdır ve hoptek oyununun orijinal kaydesi olması muhtemeldir.

Kolbastı anlamı, tanımı:

Kapı : Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Devlet dairesi. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Ev gezmesi için gidilen yer. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

 

Karadeniz : Çok düşünceli ve durgun görünen kimseler için kullanılan "Karadeniz'de gemilerin mi battı?" deyiminde geçen bir söz.

Oyun : Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Kumar. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Hile, düzen, desise, entrika.

Güreş : Belli kurallar içinde, güç kullanarak iki kişinin türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışması.

Güreşçi : Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.

Tutma : Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj. Destekleme. Yanaşma. Tutmak işi.

Geçersizlik : Geçersiz olma durumu, hükümsüzlük.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Bölge : Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka.

Halka : Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk. Değerli metallerden yapılmış olan çember biçimindeki süs eşyası. Çember biçiminde dizilmiş topluluk. Çember biçiminde olan. Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember. Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri.

Kesme : Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Kesme işareti. Kesmek işi. Lokum. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesin, değişmez, maktu. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.