Kolon nedir, Kolon ne demek

Kolon; anatomi, mimarlık alanlarında kullanılan bir terimdir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Kolon" ile ilgili cümleler

  • "Mermer kolonları, eski heykelleri önüne gelen alıp gitmişti." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Anne karnındaki yavru, cenin. 2.bk. kulun-1.

At ve eşek yavrusu.

Biyoloji'deki anlamı:

Böceklerde bağırsağın ikinci bölgesi.

Omurgalılarda kalın bağırsağın rektumdan önce gelen, dışkıdan fazla suyu emen bölgesi.

Elektron mikroskobunda elektromanyetik merceklerin yerleştirildiği, içinden elektronların geçtiği havası boşaltılmış metal boru.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Takla atarak birbirinin omuzuna, çıkan ve bir «sütun» oluşturulan görünüş bk. dörtlü kolon, üçlü kolon.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

(colonist) Ortaçağda senyörlere ait toprağı işleyen ve elde ettiği ürünü onunla paylaşan köle sınıfı ile özgür sayılan kişilerin oluşturduğu sınıf arasında yeralan çiftçi sınıfı.

(colon) Kosta Rika ve EI Salvador ulusal paralarının adı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Sütun.

Kalın bağırsakların sekumla rektum arasında yer alan kesimi.

 

Bilimsel terim anlamı:

Katlardaki döşemleri birbirlerine bağlıyan düşey boru.

İngilizce'de Kolon ne demek? Kolon ingilizcesi nedir?:

colon, column, stack, riser

Fransızca'da Kolon ne demek?:

colon

Kolon hakkında bilgiler

Kolon veya sütun, taşıyıcı sistemde düşey yapı elemanlarına verilen isimdir. Yapıda dış ve iç etkilerden oluşan kuvvetleri (moment, kesme kuvveti vb.) temellere, dolayısı ile zemine aktarırlar. Boyutlandırılmaları gelen kuvvetlere göre yapılmış olan hesaplamaların dışında; yönetmeliklerde malzeme cinsine göre belirtilen minimum boyutlardan küçük olamaz. Taş veya tuğla örülerek yapılmış olan taşıyıcı ayaklara ise paye denmektedir.

Yapı tarihinin en başından beri yapıları ayakta tutmak için kullanılagelmiştir. İlk zamanlarda taş, ağaç gibi doğal malzemeler kolon yapımında kullanılmışsa da modern teknolojinin gelişmesi ile birlikte bir tür yapay bağlayıcı olan çimento ve iskeleti oluşturan çelikten imal edilmiş betonarme veya yalnızca çelikten kolonlar kullanılmaya başlanmıştır.

Kolonlar yapı sistemlerinde, genellikle kirişlerden gelen yükleri temele, dolayısı ile zemine aktarırlar. Kolonlarda oluşabilecek bir hasar, yapının göçmesine varabilecek kadar ağır hasarlara neden olabilmektedir.

 

Mimari anlamda kolonların ilk kullanıldığı yapılar eski Mısır'da MÖ 2600 yıllarında taş kalıplarla yapılmış olan Imotep tapınağında görülmüştür.

Kolon ile ilgili Cümleler

  • Diğer koloniler yardım etmek için asker göndermeye başladı.
  • Zimbabve bir zamanlar İngiliz kolonisiydi.
  • Ay'da kolonileşmeye inanıyorum artık.
  • Ekim 2013'te Tom'a kolon kanseri teşhisi kondu.
  • Bilim adamları, sadece Antarktika'da yaşayan bir uçan penguen kolonisi keşfetti.
  • Kolonlar sağlam bir temel sağlamaktadır.
  • Ali kolonya kullanıyor mu?
  • Savaştan sonra İngiltere'nin bir çok kolonisi vardı.

Kolon tanımı, anlamı:

Düşey : Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli.

Ana kolon hattı : Kuruma veya ortaklığa ait besleme noktasından, abonenin sayacına kadar olan besleme hattı.

Koloni : Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk. Göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği yer. Sömürge. Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu.

Kolonya : İçinde, limon, lavanta, tütün vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir madde.

Kolonyal : Sömürgede yaşayan. Sömürgeyle ilgili.

Kolonyal şapka : Sıcağı geçirmeyen, içi mantarlı bir şapka türü.

Kolonyalama : Kolonyalamak işi.

Kolonyalamak : Kolonya ile işlem yapmak, kolonya sürmek.

Kolonyalanma : Kolonyalanmak işi.

Kolonyalı : Kolonyalanmış, kolonya sürmüş.

Kolonyalı mendil : El ve yüz temizliğinde kullanılmak üzere özel olarak nemlendirilmiş ve hoş koku verilmiş ambalajlı mendil.

Kolonyalist : Sömürgeci.

Sütun : Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey. Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek, kolon. Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon. Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey. Alt alta sıralanmış şeyler dizisi.

Döşeme : Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Döşemek işi.

Boru : Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir. Borazan.

Kalın : Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Pes (ses). Enli ve gür (kaş). Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Etli, dolgun. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan.

Göden : İşkembe. Hayvanın midesi. Kalın bağırsağın son bölümü, göden bağırsağı, rektum.

Önceki : Önce olan, evvelki, mukaddem, sabık.

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.

Taşıyıcı : Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan, portör. Aktarıcı. Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse, yükçü, sırtçı, hamal. Taşıma işini yapan kimse veya şey.

Kolon agangliyonozisi : Myenterik pleksus’ta gangliyon hücrelerinin bulunmaması sonucu, kolonun açık olmasına karşın boşluğunun daralması ve önde kalan kolon bölümünün aşırı genişlemesiyle belirgin özellikle taylarda görülen, doğumdan itibaren şiddetli sancıyla ve yaklaşık 48 saat sonra ölümlerle belirgin bir yapılış bozukluğu, agangliyonik megakolon, doğuştan megakolon, doğuştan kolon agangliyonozisi, megakolon.

Kolon assendens : Çıkan kolon.

Kolon ayırma gücü : [kolon ayırma gücü, Rs] Kolonun, iki analit bandını ayırma yeteneğinin ölçüsü.

Kolon dessendens : İnen kolon.

Kolon kesesi : Atgillerde ve domuzda kalın bağırsaklarda iki plica spiralis arasındaki dışa doğru keselenme, haustra koli.

Kolon kromatografisi : Durgun fazın bir kolonun içinde veya yüzeyinde tutunduğu kromatografik metotlar.

Kolon sigmoideum : Geviş getirenlerde inen kolonun rektuma geçmeden az önce “s” biçiminde bir büklüm yapması sonucu oluşan kolon.

Kolon transversum : Enine kolon.

Kolona : Arabanın alt kısmını tutan ağaç.

Kolonan : Pekmez konan büyük küp.

Diğer dillerde Kolon anlamı nedir?

İngilizce'de Kolon ne demek? : [Kolon (das) ] n. colon, part of the large intestine between the cecum and the rectum (Anatomy)

n. column, colon, post

Fransızca'da Kolon : côlon [le]

Almanca'da Kolon : n. Grimmdarm, Kolon

Rusça'da Kolon : n. колонка (F)