Kopmak nedir, Kopmak ne demek
- Herhangi bir yerinden ikiye ayrılmak.
- Yerinden ayrılmak

- Koşmak, hızla gitmek.
- Bütün ilişkileri kesilip büsbütün ayrılmak veya uzaklaşmak.
- Kurtulmak.
- Birdenbire gürültülü veya tehlikeli olaylar birdenbire başlamak veya ortaya çıkmak.
- Çok ağrımak.
- Gövdeden ayrılmak.
"Kopmak" ile ilgili cümle
- "Tel koptu. İp koptu."
- "İçeride feryatlar koptu." - S. F. Abasıyanık
- "Daha on altısında bile değilken en yakın insanından, annesinden koparak çıkıp gitmişti evden." - A. Ümit
- "Ağacın dalları fırtınada koptu. Savaşta bacağı kopmuş."
- "Cezvenin sapı kopmuş. Düğme koptu."
- "Belim kopuyor."
Yerel Türkçe anlamı:
Koşmak
Koşmak, hızlı gitmek.
Koşmak.
Koşmak (Kırşehir)
Kalkmak, ayrılmak, çıkmak, gitmek.
Davranmak, atılmak.
Parçalanmak, kopmak
Diğer sözlük anlamları:
Ayağa kalkmak, haşrolmak.
Meydana çıkmak, zuhur etmek, neşet etmek, çıkmak.
Harekete geçmek, fırlamak, kalkmak
Kopmak anlamı, tanımı:
Kopup gelmek : Uzak bir yerden ayrılarak gelmek.
Kopma : Kopmak işi.
Alkış kopmak : Birdenbire güçlü bir biçimde el çırpılmak.
Alkış tufanı kopmak : Sürekli ve coşkun alkış başlamak.
Bacakları kopmak : Çok yorulmak.
Çıngar kopmak : Gürültü, kavga çıkmak.
Dananın kuyruğu kopmak : Beklenen veya korkulan sonuç gerçekleşmek.
Fırtına kopmak : Bir yerde kavga ve gürültü çıkmak. şiddetli fırtına çıkmak.
Gönlünden kopmak : Kendiliğinden vermek.
İçinden bir şeyler kopmak : İçi ezilmek.
İnceldiği yerden kopmak : Sonucu neye varırsa varsın.
Kahkaha tufanı kopmak : Birdenbire toplu olarak kahkaha atmak.
Kavga kopmak : Dövüş başlamak.
Kıyamet kopmak : Bir yerde çok gürültü ve telaş olmak. kıyamet günü gelmek.
Kızılca kıyamet kopmak : Kavga, gürültü olmak.
Kolları kopmak : Ağır bir şey taşımaktan veya çok iş yapmaktan yorulmak.
Pandomim kopmak : İzleyenler için eğlendirici bir kavga çıkmak.
Patırtı kopmak : Kavga çıkmak, kargaşalık olmak.
Velvele kopmak : Büyük gürültü çıkmak.
Ayrılmak : Ayırma işine konu olmak. Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak. Boşanmak.
Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü.
Gürültülü : Karışık olaylarla dolu. Gürültüsü olan.
Tehlikeli : Tehlikesi olan, korkulu, muhataralı.
Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.
Başlamak : Görünmek. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Etkisini göstermek. Bir işe girişmek, harekete geçmek. Çalışır, işler, yürür duruma girmek.
Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).
Herhangi : Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
Bir : Sadece. Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Bu sayı kadar olan. Tek. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
Kurtulmak : Bağını koparıp kaçmak. Tehlikeli veya kötü bir durumu atlatmak. Bir şey bulunduğu veya bağlı olduğu yerden ayrılmak. Doğurmak. İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak.
Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.
Ağrımak : Vücudun bir yeri ağrılı durumda olmak.
Koşmak : Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. Bir yere ivedilikle gitmek. Birini, bir işte görevlendirmek. Koşuya çıkmak. Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak. Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek.
Hızla : Çabucak.
Gitmek : Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Satılmak. Başvurmak, yapmak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yürümek, yol almak. Ölmek. Yok olmak, elden çıkmak. Makine, işlemek, çalışmak. Çıkmak, ulaşmak. Geçmek. Götürülmek, gönderilmek. Dayanmak. Yakışmak, yaraşmak. Tüketilmek, harcanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Bir şey zarar görmüş olmak. Bir yere doğru yönelmek. Yapmak. Sürmek, devam etmek. Herhangi bir durumda olmak.
Diğer dillerde Kopmak anlamı nedir?
İngilizce'de Kopmak ne demek? : v. break off, break, detach, come off, tear, part, rupture, separate, sever, snap, split, sunder
Fransızca'da Kopmak : se détacher de, se rompre, être arraché, se désolidariser de
Almanca'da Kopmak : reißen, abgehen, abspringen
Rusça'da Kopmak : v. разрываться, обрываться, срываться, рваться, отрываться, откалываться, отламываться, отскакивать, лопаться, раздаваться, подниматься, оборваться, сорваться

Bu kısımda Kopmak nedir? Kopmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kopmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kopmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.