Kosa nedir, Kosa ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Saç örgüsü.

Tırpan, bir çeşit uzun saplı orak.

Köse, köse sakal.

Tırpan.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[gosa]:

Tırpan. (Akçaşar *Yalvaç -Isparta; *Kemalpaşa -İzmir;Kandilli *Bozüyük -Bilecik) [gosa] : (Beyköy, Aşağıdenek *Şarkikaraağaç -Isparta; Yukarıbozkuyu *Kadirli -Adana)

Orak. (Pertek -Niğde; -Kırklareli)

Kosa hakkında bilgiler

Kosa (veya Kosagan) – Türk ve Altay halk kültüründe Bahar Şenliği. Koça (veya Koçagan) şeklinde de söylenir. “Kodu” adıyla da anılır. Nevruza birkaç gün kala başlayan ve Nevruz gününün sonuna kadar devam eden şenliklerdir. Bu bayramın koruyucu ruhu olan Koça Han adına düzenlenir.

Kodu ve Kosa adındaki şenlik önderinin veya korkuluk şeklindeki sembolün başına boynuzlu (Güneşi simgeleyen) bir başlık geçirilir. Güneş çağrışımı ve boynuzlar Nevruz’un yeniden dirilme olgusuyla yakından ilgilidir. Oyuna katılanlar kurt, tilki, çakal kılıklarına girerler. Kosabaşı üzerine aldığı kürkü ters giyer. Beline ve boynuna çıngırak asar. Kosa kimin evine girerse o eve bereket girer ve yıl boyunca eksik olmaz. Bazı yörelerde çocuklar bazılarında ise kadınlar tarafından oynanır. Koça Han ile bağlantılı olması muhtemeldir. Koçagan adıyla anılan tören Bahardaki gündönümünde, Paktıgan adıyla yapılmış olan tören ise Güz gündönümünde yapılır. Kosa aynı zamanda ekin biçmeye yarayan alet olan Tırpan ile eşanlamlıdır. Kosa’nın son gününde Semeni (Sem/Som) adı verilen bir tören yapılır. Som aynı zamanda Yula denilen ruhun koruyucusudur. Semeni bir çeşit helva olup, pişirildikten sonra Nevruz gecesi bir kısmı suya bırakılır. Kosa törenlerinin bir kısmında örtülü cinsel çağrışımlar bulunur, örnek olarak kadının oğulduruğunu (dölyatağını) simgeleyen bir kemik bunun en bariz göstergesidir. Bazen kadınlar erkek kılığına girerler ve yapılmış olan korkuluğa Kosa Gelin adı verilir.

 

Kosa, Saya, Payna, Pakta dörtlü bir tören silsilesi oluştururlar. Ayrıca Sümer geleneğinden Ortadoğu ve Orta Asyaya yayılmış olan ve sözbiçim olarak da bu sıralamaya uygun düşen Nardugan bayramı bulunur.

Koç, Türklerde ve Moğollarada kutlu hayvandır. Değişik Türk dillerinde Goç veya Koçkar (Goçkor, Koçkor, Koskar) ya da Koçak (Kuçak, Kosak) olarak da söylenir. Moğollar ise Huç veya Huça (Husa, Kuca, Guca) derler. Türklerde gücün simgesidir. Ak Koyun ve Kara Koyun olmak üzere iki zıtlığı temsil eder. Akkoyunlu Devleti, Karakoyunlu devleti gibi devlet adları bir hanedan adı olmaktan ziyade bu anlayışın bir sonucudur. Koç (Koçun) ve Koy (Koyun) olarak eril ve dişil biçimde anılır. Sözcük ayrıca savaşçılık ve güç gibi anlamlar içerir. Aynı şekilde Koyun da zenginliği simgeler. Aslında sakin ve uysal bir hayvan olan koyunun bu şekilde algılanması birkaç sebebe dayalı olabilir. Öncelikle erkeğinin (koçun) boynuzları olması. Çünkü boynuz güç sembolüdür. İkinci olarak ne kadar çok koyuna sahip olunursa o kadar zengin olunduğunun, dolayısıyla o kadar çok nüfuzlu olunduğunun anlaşılması. Bir başka görüşe göre de koyunun renginin çoğunlukla beyaz olup (nadiren de siyah), bu nedenle bu renklerin iktidar ve otoriteyi vurgulaması ve bu yöndeki bir algısal çağrışımın oluşması.

 

Kosa kısaca anlamı, tanımı:

Orak : Ekin biçme zamanı. Ekin, ot vb. biçme işi. Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin, ot vb. biçme aracı.

Türk : Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.

Halk : Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Yaratma. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali.

Kültür : Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Bireyin kazandığı bilgi. Tarım. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin.

Bahar : Gençlik dönemi. İlkbahar. Baharat. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar.

Nevruz : Çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte bir kır bitkisi. Nevruz otu. Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün.

Devam : Ek, parça. Bir yere belli bir amaçla, gereken zamanlarda gitme. Sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme. "Kesme, sürdür" anlamında kullanılan bir söz.

Bir : Aynı, benzer. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sadece. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Sayıların ilki. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda.

Tür : Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş. Dolaşma.

Uzun : Ayrıntılı olarak, derinlemesine. İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren.

Saplı : Sapı olan. Büyük kepçe. Saplanmış olarak.

Kosaanahtarı : Kosayı söküp takmak için kullanılan araç. (*Kemalpaşa -İzmir)

Kosaçekici : Eğrilen kosanın ağzını düzeltmek için kullanılan araç. Kemalpaşa -İzmir)

Kosaf : Ateş karıştırmaya yarayan bir ucu yanmış odun, tahta

Kosak : Genel olarak kesmeye yarayan araç, küçük balta. Gevşek toprak.

Kosalak : Gururlu, çalımlı (kimse)

Kosalmak : Gururlanmak, övünmek.

Kosaltılı : Gururlu, çalımlı (kimse)

Kosat : Kesilen dalın ağaçta kalan bölümü. Orta boylu, tıknaz (kimse).