Kucaklamak nedir, Kucaklamak ne demek

  • Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak.
  • İçine almak veya çepeçevre sarmak, kuşatmak.
  • Kucağına almak, kucağında taşımak

"Kucaklamak" ile ilgili cümleler

  • "Şaşılacak kadar tatlı, sevimli, nazik eli, elimi kucakladı." - Y. Z. Ortaç
  • "Erhan'ı doyumsuz bir sevgi ile kucakladılar." - E. İ. Benice

Kucaklamak anlamı, tanımı:

Kucaklama : Kucaklamak işi.

Kucak : Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, aguş. Açık kollarla göğüs arasına sığabilen miktarda olan. Herhangi bir durumun veya şeyin sınırlarının arası, iç. Ortam, ocak.

Göğüs : Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı. Meme. Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Bu bölümün içindeki organlar.

Bastırmak : Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Üstünlüğünü göstermek. Hemen söylemek. Gidermek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Zararlı bir olayı önlemek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Basma işini yaptırmak. Ansızın birinin yanına gitmek. Durdurmak.

Taşımak : Giymek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Üstünde bulundurmak. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Duymak, hissetmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek.

 

Sarmak : Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Kucaklamak. Sarılıp tırmanmak. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Dolayında yer almak. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Yumak yapmak. Örtmek. Saldırmak, hücum etmek. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek.

Kuşatmak : Kaplamak. Çevrelemek, çokça bulunmak. Bele sarılıp bağlanan şeyleri başkasının beline bağlamak. Çevresini sarmak, çevrelemek, çevirmek, abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek.

Üzerine : Üstüne. -den sonra. Hakkında. -den dolayı. -den daha üstün.

Almak : Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Birlikte götürmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Başlamak. Göreve, işe başlatmak. İçine sığmak. Yutmak, kullanmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Temizlemek. Ele geçirmek, fethetmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. İçecek veya sigara içmek. Kazanmak, elde etmek. Gidermek, yok etmek. Satın almak. Kısaltmak, eksiltmek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Kabul etmek. Tat veya koku duymak. Kazanç sağlamak. Çalmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Görevden, işten çekmek. Sürükleyip götürmek. Soldurmak. İçeri girmesini sağlamak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Erkek, kadınla evlenmek. Bürümek, sarmak, kaplamak. Yer değiştirmek.

 

Diğer dillerde Kucaklamak anlamı nedir?

İngilizce'de Kucaklamak ne demek? : v. embrace, hug, give a hug, clasp smb. in one's arms, clasp, embosom, strain smb. to one's breast, canoodle, caress, cuddle, encircle, enclasp, enfold, fold in one's arms, give smb. a hug, infold, snuggle

Fransızca'da Kucaklamak : embrasser, sauter au cou

Almanca'da Kucaklamak : v. abdrücken, umarmen, umfangen, umfassen, umschlingen

Rusça'da Kucaklamak : v. обнимать, охватывать, обнять, охватить