Labıt nedir, Labıt ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: lapıt].

Öküzleri dürtmekte kullanılan üvendirenin ucundaki yassı demir.

Kez : Bu labıt ver.

Saç üstündeki yufka ekmeği çevirmeğe yarayan tahta kürek, bisleğeç.

Teknik terim anlamı:

Çift sürülürken saban demirindeki pislikleri temizlemekte kullanılan, üçgen biçiminde demir ağızı ile uzun ve sağlam deynekten tutulacak yeri olan araç. (Yukarıbozkuyu Kadirli Adana).

Labıt anlamı, kısaca tanımı

Labıtak : Çabucak

Yukarıbozkuyu : Osmaniye kenti, Kadirli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Saban demiri : Sabanın toprağı yarmaya yarayan taban kısmına takılan demir.

Yufka ekmeği : Pideden daha ince açılan bir çeşit ekmek.

Temizlemek : Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Bitirmek, tüketmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.

Temizleme : Temizlemek işi. Yüzeylere yapışmış leke ve kirlerin giderilmesi, çözelti veya asıltı durumuna getirilmesi olayı.

Bisleğeç : Saçta yufka ekmeği çevirmeye yarayan tahta aygıt. Yufka çevirmeye yarayan tahta araç, çevirgeç.

Üvendire : Çifte koşulan öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna nodul çakılmış uzun değnek, gönder.

 

Üstünde : Üstündeki, karşılığı üs'ta.

Dürtmek : Ucu sivri bir şeyle veya elle hafifçe itmek. Değmek, dokunmak. İstenilen şeyi yaptırmak için birine kışkırtıcı söz söylemek, tahrik etmek. Uyarmak, ikaz etmek.

Kadirli : Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.

Çevirme : Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

Demiri : Gri. Bu renkte olan.

Pislik : Kir. Dışkı, necaset. Pis olma durumu. Başkalarına zarar veren kimse. Kötü durum. Kötü, zararlı davranış ya da iş.

Yukarı : Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı. Benzerleri arasında üstte bulunan. Yetkili kimse. Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya. Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan.

Sağlam : Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.

Dürtme : Dürtmek işi.

Deynek : Salı günü: Deynekten sonra çarşamba gelir. Değnek. Çoban sopası. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).

Adana : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Temiz : Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı, pak, münezzeh, hijyen, hijyenik. Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde. Sabıkasız. Ahlakça lekesiz, necip, nezih. Özenle yapılmış. Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan.

Diğer dillerde Labetolol anlamı nedir?

İngilizce'de Labetolol ne demek ? : labetolol