Levye nedir, Levye ne demek

Levye; bir teknik terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Bir mekanizmanın kumanda kolu.
  • Bir şeyi yerinden oynatmak, kaldırmak, harekete geçirmek, gevşetmek vb. için kullanılan, kaldıraca benzer araç

"Levye" ile ilgili cümleler

  • "Sonra bir el çekti gemiyi tezgâhtan ayıracak levyeyi." - Ç. Altan

Levye hakkında bilgiler

Levye; bir şeyi yerinden oynatmak, gevşetmek, kurtarmak gibi amaçlarla kullanılan; metalden yapılmış basit kaldıraç. Yaygın olarak araba tamiri ve inşaat sektöründe kullanılır.

Türkçeye Fransızca levier sözcüğünden geçmiştir.

Levye ile ilgili Cümleler

  • Galiba o sandığı açmak için levyeye ihtiyacın olacak.
  • Ali bir levye ile öldürüldü.
  • Ali levye ile döşeme tahtalarını parçaladı.
  • Ali levyeyle sandığı açtı ve bir dinamit lokumu çıkardı.
  • Tom'un kafasına bir levye demiriyle veya benzer bir şeyle vuruldu.
  • Ali çekmeceyi bir levye ile kaldırarak açmaya çalışarak on beş dakika harcadı fakat onu açamadı.
  • Ali bir silah olarak kullanmak için bir levye aldı.

Levye anlamı, kısaca tanımı:

Oynatmak : Kımıldamasına yol açmak. Aklını yitirmek. Bir araç, gereç kullanmak. Oynamasını sağlamak. Korkutmak, heyecanlandırmak. Herhangi bir canlıya istenilen hareketleri yaptırmak. Sahneye koymak. Herhangi bir ödevi yerine getirmeyerek karşı tarafı düzenle oyalamak.

 

Gevşetmek : Sertlik ve gerginliğini bozmak. Rahatlatmak, sakinleştirmek.

Mekanizma : Organların işleyiş biçimi. Oluş, ortaya çıkış, işleyiş. Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi, sistem, düzenek. Ateşli silahların işlemesini sağlayan mekanik bölüm.

Kumanda : Elektronik aygıtları belli bir uzaklıktan yönetmeye yarayan kablosuz alet. Komuta.

Kaldırmak : Yok etmek, ortadan silmek. Bulunduğu yerden almak. Ürün toplamak, taşımak. İyi etmek, iyileştirmek. Piyasadan çekmek. Toplamak. Tayin etmek, atamak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Bir şeyden çokça satın almak. Kaçırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Alıp başka yere götürmek. Hastayı hastaneye götürmek. Çekmek, taşımak. Uyandırmak. Çalmak, aşırmak. Uygun gelmek, yakışmak. Yükseltmek.

Hareket : Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Davranış, tutum. Deprem. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Devinim. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Yola çıkma.

Geçirmek : Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Zaman harcamak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Birine kötü söz söylemek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Giymek, giyinmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Etmek, yapmak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak.

 

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Benzeşim.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Kurtarmak : Bir şeyin değerini karşılamak. Uzaklaştırmak. Bir şeye zarar gelmesini önlemek. Kurtulmasını sağlamak. Birinin cezalandırılmasına engel olmak. Kazandırmak, yeniden ele geçirmek. Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Beraber. Bir kez. Aynı, benzer.

Diğer dillerde Levye anlamı nedir?

İngilizce'de Levye ne demek? : n. tire lever, jemmy, jimmy

Almanca'da Levye : Hebel m