Librating türkçesi Librating nedir

Librating ingilizcede ne demek, Librating nerede nasıl kullanılır?

Calibrating : Ayar etmek. Kalibresini bulmak. Ayarlamak. Derecelendirmek.

Equilibrating : Dengelemek. Balansını sağlamak. Dengeleyici. Denkleştirici.

Libration : Sallanma hareketi. Muvazene. Denge. Titreme. Salınım. İleri geri olan hareket. Sallanım. Sallantı. Ay'ın arka yüzeyinden, doğu ya da batı, kuzey ya da güney parçasının art arda sırayla görünmesi.

Libration point : Sallantı noktaları. Üç cisim probleminde, iki cisme göre üçüncü cismin dengede kalabileceği beş nokta. Sallantı noktası.

Diurnal libration : Günlük sallantı. Ay'ın bize gösterdiği yüzeyde bir günlük cephe değiştirmesi.

Calibration instrument : Ölçüleme aygıtı. Kalibrasyon aleti. Çap ölçme aygıtı.

Calibration : Ölçü işareti. Bölmelendirim. Ayar. Bir ölçme aletini doğru bir biçimde işlem yapabilmesi için bir veya daha fazla standarda göre kontrol etme. bir ölçü cetveline derecelendirme uygulama. Ayarlama. Ölçüleme. Bir aygıtın ölçüme yaraması için belli birimler cinsinden bölmelere ayrılması. Bir ölçüm aygıtını amaca uygun olarak derecelendirme. bir ölçmede yapılan yanılgı sınırlarını saptama. Kalibrasyon. Bir ölçü aracının gösterdiği değerleri, ölçek olarak kabul edilen ya da doğruluğuna güvenilen başka bir araca göre düzenleme.

 

Calibration resistance : Ayarlama direnci.

Calibration condenser : Ayarlama kondansatörü.

Point of libration : Sallantı noktası. Sallantı noktaları. Üç cisim probleminde, iki cisme göre üçüncü cismin dengede kalabileceği beş nokta.

İngilizce Librating Türkçe anlamı, Librating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Librating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bicker : Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. Çekişmek. Şırıldamak. Münakaşa etmek. Pırıldamak. Didişmek. Atışmak. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak.

Juddering : Sarsılmak. Titreme. Titreşen. Titreşme.

Dally : Haylazlık etmek. Oynaşmak. İşi ağırdan almak. Vakit öldürmek. Oyalanmak. Zaman öldürmek. Eğlenmek.

Dangle : Sarkmak. Asıp sallamak. Sarkma. Asılı tutmak. Asılmak. Sarkıtmak. Asılıp sallanmak. Sallamak. Asılı durup sallanmak.

Dillydallies : Vakit öldürmek. Ayak sürümek. (argo) oyalanmak. Zaman geçirmek. Ertelemek. Oyalanmak. Başka bir zamana bırakmak. Geciktirmek. Ağır davranmak.

Fibrillate : Seğirmek (tıp veya medikal terimi). Şiddetlice sarsmak. Fibrilat.

Dallied : Zaman öldürmek. Vakit öldürmek. Oyalanmak. Oynaşmak. Haylazlık etmek. İşi ağırdan almak. Eğlenmek.

Balance : Bir sayışımın alacaklı değeri ile borçlu değeri arasındaki fark. Düşünmek. Sayışımanlıklarca tüm sayışımların borçlu ve alacaklı tutarlarının toplamını ayrı ayrı olarak toplamyerinde ve bu toplamların borç ve alacak artıklarının toplamlarını da ayrı ayrı artıklar bölümünde gösteren ve çoğunlukla ayda bir düzenlenen çizelge. Denge kurmak. Bir sayışımın borçlu ve alacaklı dalları arasındaki fark. Yönetmenin sahne üzerinde tasarladığı düzenin temel öğelerinden biri. göz dengesiz bir görünümü (bilinçsiz de olsa) sezinlediği için sahne üzerindeki oyuncuları dengelemek gerekir. sahne üzerinde denge, iki ana bölümde ele alınır. fiziksel denge : bakışımlı ve bakışımsız olmak üzere iki çeşittir. güzelduyusal denge : sahne üzerinde kalabalığı anlam açısından uyumlu bir duruma getirir. Bilanço. Tartaç. Tikel ya da tam denge koşulu. Sayışım kalıntısı.

 

Fibrillated : Şiddetlice sarsmak. Seğirmek (tıp veya medikal terimi).

Dilly dally : Oyalanma. İşi ağırdan almak. Vakit öldürmek. Oyalanmak.

Librating synonyms : be slung from, dawdles, dawdle, flickered, fluttered, flickers, librates, variation, aquiver, didder, pulsated, dilly dallying, dawdle along, librated, dithers, flicker, fibrillating, chill, become loose, dillydallied, dawdled, be poised, dithered, librate, dangles, pulsate, bickers, judder, dallies, bob, juddered, judders, bickered.