Lies türkçesi Lies nedir

Lies ile ilgili cümleler

English: A man's worth lies in what he is, not in what he has.
Turkish: Bir insanın değeri, onun neye sahip olduğuna değil, ne olduğuna bağlıdır.

English: Ali almost never lies to Mary.
Turkish: Ali neredeyse Mary'ye hiç yalan söylemez.

English: A great future lies before her.
Turkish: Onun önünde büyük bir gelecek uzanıyor.

English: A beautiful valley lies behind the hill.
Turkish: Tepenin ardında güzel bir vadi uzanır.

English: A great responsibility lies on his shoulders.
Turkish: Onun omuzlarında büyük bir sorumluluk yatıyor.

Lies ingilizcede ne demek, Lies nerede nasıl kullanılır?

Love lies bleeding : Horozibiği. Yabani kadife. Tilkikuyruğu.

The burden of proof lies with : Bir taraf iddaalarını ispat etmek ve delilleri sunmaktan sorumludur.

A pack of lies : Bir dolu yalan. Yalan dolan. Bir sürü yalan.

A tissue of lies : Bir sürü yalan.

As far as in me lies : Bütün kuvvetimle. Elimden geldiği kadar. Tüm gücümle.

Stuff somebody with lies : Yalanlarla kandırmak.

See how the land lies : İşin iç yüzünü öğrenmek. Durumun ne olduğunu anlamak. Nabız yoklamak. Şartları kontrol etmek. Neler olup bittiğini öğrenmek. Aslını astarını öğrenmek. Zemin yoklamak. İşlerin ne durumda olduğuna bakmak.

 

Fabricate lies : Yalanlar uydurmak. Kasıtlı olarak gerçekdışı ifadeler veya durumlar yaratmak.

Pack of lies : Bir torba yalan. Bir çuval yalan. Bir dolu yalan. Bir çuval dolusu yalan. Bir sürü yalan. Bir torba dolusu yalan.

Father of lies : Şeytan.

İngilizce Lies Türkçe anlamı, Lies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dispread : Yaymak.

Kip down : Yatmaya gitmek. Yatağa yatmak. Uyumak üzere uzanmak. Uyumaya gitmek.

Dosses : Kısa uyku. Yatak. Pansiyon yatağı. Dışarıda yatmak. Pansiyonda kalmak. Şekerleme. Teksas eyaletinde şehir. Uyumak.

Hand up : Yetişmek.

Befooling : Aldanış. Aptal yerine koymak. İşletmek. Aldatma.

Bamboozle : Kafeslemek. Aldatmak. Üçkağıda getirmek. İşletmek. Şaşırtmak. Yamuk yapmak. Kazıklamak.

Doss down : Nerede olsa yatmak. Uyumak.

Bilk : Dolandırmak. Dubara. Ödememek. Borç takmak. Hile. Aldatmak. Dolandırıcı.

Bait : Cezbetmek. Tuzak. Kasten kızdırmak. Cezbetme. Cezbeden şey. Yem takmak. Eziyet etmek. Olta yemi. Kışkırtmak. Dikkati çeken şey.

Lengthen : Sulandırmak. Daha uzun yapmak. Uzamak. Uzatmak.

Lies synonyms : tassel flower, amaranthus caudatus, velvet flower, amaranth, couching, befool, fibbing, lengthens, juts, knock about, fibs, fibbed, baited, dossed, fabricating, argue, bunk down, be ranging to the, kip, fabricates, go to, get between the sheet, jut, befooled, bamboozles, lie, declare untrue, deceive, arguing, banged, deceives, prevaricated, beguiles.