Line of credit türkçesi Line of credit nedir

  • Bankanın müşterisine açtığı belirli bir üst sınırı olan ve birkaç defada kullanılabilen krediler.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Genellikle gelişmekte olan ülke hükümetlerinin yatırım mallarının dışsatımını özendirmek amacıyla dışsatımcıların riskinin ülkenin resmi finansman kurumu tarafından yüklenilmesi suretiyle açılan orta veya uzun vadeli kredi. bir banka veya diğer bir finansal kuruluşun hatırlı müşterilerine belirli bir zaman dilimi içersinde belli bir miktara kadar açtığı kredi.
  • Kredi limiti.
  • Çerçeve kredisi.
  • Kredi sınırı.

Line of credit ingilizcede ne demek, Line of credit nerede nasıl kullanılır?

Line : Çizmek. Oyun alanının sınırlarını belirten boyalı şerit. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Dizmek. Düzdizim çizgisi. Kırıştırmak. Sıralamak. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Sürütme oltaları. Sahne yukarısındaki palangalar yoluyla sarkıtılıp çekilebilen, genellikle çelikten yapılmış halat.

Of : -dan. -nin. Den. Li. Nin. -in. -nın. Hakkında. -den. Yüzünden.

Credit : İtibat etmek. Saygınlık. Sayca. İtibar etmek. Bir parayı, sayışımın alacaklı bölümüne yazma. Bir krediyi hesabına geçirmek. Onur kaynağı. Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenilen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak, bir yarı-yıl ya da bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini niceliksel olarak gösteren birim. Birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal verme. ödünç para vermeyi üstüne alma. geniş anlamda bankaların verdikleri borç paralar. İtibar.

 

Approved line of credit : Bir kişiye verilen kredi miktarı. Onaylı kredi limiti.

Line of business : Meslek. Belirli ticari iş türü. İş kolu. İş türü. İşkolu. Ana iş dalı. Ticaret branşı. İş alanı. Ma! cinsi. İş hattı.

Line of least resistance : En kolay yol.

Line of vision : Görüş hattı. Görüş çizgisi. Bakış açısı.

Line of demarcation : Sınır. Sınır çizgisi. Yetki sınırı.

Line of sight : Bakış doğrultusu. Görüş mesafesi. Gözlemciyi gözlenen noktaya birleştiren doğrultu. Açık görüş hattı. Gez-arpacık mesafesi. Bakış açısı. Nişan çizgisi. Gözlem hattı. Görüş hattı.

Line of intersection : Kesişme doğrusu. Arakesit çizgisi.

İngilizce Line of credit Türkçe anlamı, Line of credit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Line of credit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Borrowing power : Borçlanma gücü.

Credit limit : Bir kişinin krediyle alabileceği en yüksek miktar. Tahsis edilebilen kredinin toplam miktarı.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Lending ceiling : Alınabilen maksimum kredi miktarı. Borç tavanı. Hisselere ayrılabilen toplam kredi.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Line of credit synonyms : ceiling, credit line, a type mutual funds, a group shares, credit ceiling, ability rent, ability to pay principle, abnormal budget expenditures, a shift in supply, abolition of forced labour convention, a pass through certificate, a shift in individual demand, lending limit.