Linking türkçesi Linking nedir

  • Bağlama.
  • Bağlanılıyor.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Bağlayıcı.
  • Birleştirme.
  • Geçiş sesleri.
  • Bağlanıyor.
  • Bir kelimenin son ses ünsüzü ile ondan sonra gelen kelimenin önses ünlüsünü veya ünlü ile başlayan ilk hecesini birleştirerek tek bir hece halinde söyleme veya okuma: deniz_anası, yıkım_emri, gök_ova, sözlük_anlamı vb.

Linking ile ilgili cümleler

English: I am blinking my eyes.
Turkish: Gözlerimi kırpıyorum.

English: The light was blinking.
Turkish: Işık yanıp sönüyordu.

English: The new version of Tatoeba will allow linking people, and even editing them!
Turkish: Tatoeba'nı yeni versiyonu, insanları eklemeye ve onlarda redaksiyon yapmaya olanak sağlayacak!

English: Ali is blinking his eyes.
Turkish: Ali gözlerini kırpıyor.

English: There are some red lights blinking on the console.
Turkish: Konsolda yanıp sönen bazı kırmızı ışıklar var.

Linking ingilizcede ne demek, Linking nerede nasıl kullanılır?

Linking and embedding objects : Nesne bağlama ve katıştırma.

Linking files : Dosyaları bağlama.

Linking shot : Ek plan. Bağlayıcı çekim. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ek çekim. Bir görünçlüğün kurgusunda zaman ya da akıcılık yönünden duyulan boşluğu doldurmak için kullanılan çekim.

 

Linking within documents : Dokümanların içinden bağlaçlar.

Dynamic linking and loading : Dinamik bağlantılama ve yükleme.

Blinking : Kırpışan. Allah'ın cezası. Selektör. Işıldayan. Boşu boşuna. İşıldama. Lanet olası. Yanıp sönme. Göz kırpma.

Blinking lights : Yanıp sönen ışıklar.

Object linking and embedding : Nesne bağlama ve katma nbk. Grafiksel işletim sistemlerinde uygulamalar arasında bilgi paylaşımı için kullanılan microsoft standartı. Ole. Nesne bağlama ve gömme. Nesne bağlama ve katıştırma. Nesne ekleme ve yerleştirme. Nesne bağlantılama ve katma. Nesne bağlama ve katma. Nesne gömme ve bağlama.

Blinking bar : Yanıp sönen çubuk.

Blinking cursor : Yanıp sönen imleç.

İngilizce Linking Türkçe anlamı, Linking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Linking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bonding : Bağlamak. Topraklama. Atom ya da atom kümelerinin, bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bağlayan. Örmek (duvar). Bağlanma. Bağlar. Tutturma.

Anchoring : Açık oturum yönetmek. Ankre etmek. Saplamak. Demirleme. Tespit. Sabitlemek. Demir atmak. Sunuculuk yapmak. Sağlama bağlamak.

Uptake : Anlama. Kavrama borusu. Hava bacası. Çekiş bacası. Uyanık. Çekiş borusu. Kazan borusu. Kaldırma. Geri emilim 2.

Connective : Birleştirici. Bağlaç. Konektif. Birleşik. Bağlayan. Konnektif.

Ingestion : Besin maddesinin hücreye alınması ya da yutak ve yemek borusu yolu ile ağızdan mideye geçmesi. ingesyon. Yeme. Midesine indirmek. İngesyon. Mideye indirme. Alınım. Bir nesnenin ağızdan alınması. Emme. Besin maddesinin hücreye alınması veya yutak ve yemek borusu yoluyla ağızdan mideye geçmesi, ingesyon.

 

Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı.

Affixion : Bağlantı. Bağlaç. İlave. Ek.

Excogitation : Tasarlama. Çıkartma. Düşünme. İcat etme. Düşünüp bulma.

Connecters : Birleştiren veya bağlayan kimse veya bir şey.

Ablative : İsmin -den halindeki. İsmin den hali. Buharlaşan. Ayrılma hali. Çıkma durumu. İsmin -den hali. Kelime gruplarında ve cümlede, fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu: ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı (p. safa, şimşek, s. 34). önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar, mehtaplık halleriyle, bizi guya bir «elite» bulunduğuna inandırıyordu (a.ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 133). gençlikte önümüzde atinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor. (göst.e. s. 225). fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden, unutulmanın acılarından, en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kafiydi (a.h. tanpınar, huzur, s. 77). tanıdığı adamdan bu odada ne vardı? maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey (göst.e., s. 324) vb. Çıkışlık hal. Den hali. Aşınan.

Linking synonyms : divergent thinking, out of the box thinking, logical thinking, line of thought, convergent thinking, thought process, mental synthesis, higher cognitive process, binding, cerebration, ideation, coiler, planning, amalgamations, aggregation, swilling, mysticism, bounding, adjoining, assembling, assembly, abstract thought, bonders, imbibing, coupler, active verb, problem solving, closed ranks, accent intensive, accusative, binder, preparation, action verb.

Linking zıt anlamlı kelimeler, Linking kelime anlamı

Top : Üst. Birinci olmak. Tavan. Geçmek. (ağaç) tepesini kesmek. Üstünden geçmek (bir yerin). Üst kısmını koparmak (bitkinin). Baş. Tepe.

Bottom : Temeline inmek. Kurmak. Dibe dokunmak. Ulaşmak. Alttaki. Dipteki. Bir temel üzerine yerleştirmek. Alt. Dip koymak. Değmek.

Linking antonyms : convergent thinking, divergent thinking.