Lolaz nedir, Lolaz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Taze ya da kuru fasulye, börülce.

Börülce, fasulyeye benzer bir bitki.

Lolaz anlamı, kısaca tanımı

Kuru fasulye : Fasulye bitkisinin beyaz tohumu. Yeşil kabuklarından ayıklanıp kurutulmuş fasulye. Fasulye tohumundan yapılmış olan etli veya etsiz salçalı, sulu yemek

Fasulye : Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris). Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları.

Börülce : Fasulyeye benzer bir bitki (Vigna sinensis). Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve göbeği koyu benekli tohumu.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Börül : Yarı pişmiş, güneşte kalarak yarı kurumuş, iyice olgunlaşamamış sebze, meyve.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

 

Börü : Kurt. Böcek, akrep, çıyan, örümcek v.s. [Bakınız: böcü]. [Bakınız: böcük]. Çivi. Yiğit, bahadır, cesur.

Taze : Bozulmamış, bayatlamamış olan. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı. Yeni, zamanı geçmemiş. Genç kadın. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış.

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Da : Doğrulama, uygun bulma, evet. [Bakınız: dahacık, dâhacık]. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.

Ya : "Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.

 

Diğer dillerde Lokus anlamı nedir?

İngilizce'de Lokus ne demek ? : locus