Loves türkçesi Loves nedir

Loves ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary's little boy loves sitting on the kitchen floor banging pots and pans.
Turkish: Ali ve Mary'nin küçük oğlu mutfak zemininde oturmayı ve kap kacağa vurmayı seviyor.

English: Ali doesn't know how much Mary loves him.
Turkish: Ali Mary'nin onu ne kadar çok sevdiğini bilmiyor.

English: Ali doesn't realize how much Mary loves him.
Turkish: Ali Mary'nin onu ne kadar çok sevdiğinin farkında değil.

English: A female friend of mine loves to go to gay bars with me.
Turkish: Benim bir bayan arkadaşım benimle birlikte eşcinsel barlarına gitmeyi seviyor.

English: Ali doubts that Mary loves you.
Turkish: Ali Mary'nin seni sevdiğinden emin değil.

Loves ingilizcede ne demek, Loves nerede nasıl kullanılır?

Lovesick : Kara sevdalı. Aşk hastası. Sevdalı.

Lovesickness : Aşk hastalığı.

Lovesome : Sevimli.

Lovestruck : Tutulmuş. Sevdalı. Vurulmuş.

Boxing gloves : Boks eldivenleri. Boks yaparken giyilen pamuk doldurulmuş eldiven. Boks eldiveni.

Handle somebody with velvet gloves : Çok hassas davranmak.

Handle with kid gloves : Tatlılıkla idare etmek. Üzerine titremek. Gözü gibi sakınmak. Yumuşak davranmak. Çok nazik davranmak. Pamuklara sararak sakınmak.

Handle without gloves : Kaba davranmak. Sert davranmak.

 

Ladyloves : Sevilen kadın. Sevgili. Metres.

Cloves : Diş. Sarımsak dişi. Karanfil tanesi. Cleave. Karanfil.

İngilizce Loves Türkçe anlamı, Loves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Loves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crush : Sıkıştırmak. Kalabalık. Sıkışıp tepişmek. Zulmetmek. İzdiham oluşturmak. Aptalca aşk. Basmak. Kırılmak. İtişmek. Kahretmek.

Caress : Öpme. Kucaklamak. Okşayış. Okşama. Sıvazlamak. Okşamak. Kucaklama. Öpmek.

Agape : Merhamet. Şaşırıp kalmış. Ağzı açık kalmış. Hayretten ağzı açık kalmış. Muhabbet. Sevgi. Afallamış. Şaşırmış. Şaşkın. Kutsal sevgi.

Infatuation : Sevdalanma. Karasevdaya düşme. Delicesine sevdaya tutulma. Delicesine aşık olma. Vurulma.

Cares : Önem vermek. Beğenmek. Endişelenmek. Umurumda olmak. Hoşlanmak. Önemsemek. Kendini üzmek. Kafaya takmak. Merak etmek.

Calf love : Gençlik sevdası. Gelip geçici aşk. Çocukluk aşkı. Geçici aşk. İlk aşk. Gençlik aşkı.

Devotion : Bağlılık. Fedakarlık. Adama. Duygusal bağlılık. Düşkünlük. Özveri. Takva. Teslimiyet. Sadakat. Dua.

Ardor : Şevk. Hararet. Ateşlilik. Heyecan. Gayret. Heves. Ateş.

Ardour : Ateşlilik. Çaba. İstek. Hararet. Ateş. Heves. Şevk. Heyecan. Azim. Gayret.

Care : Önem vermek. İlgili olmak. Hoşlanmak. Üzüntü. İlgi duymak. Aldırmak. Kafaya takmak. Kaygı. Beğenmek. İtina.

Loves synonyms : enamoredness, agape love, hold dear, filial love, be sweet on somebody, caring, puppy love, be fond of, amorousness, be in love with, care for, treasure, heartstrings, emotion, caressed, dote, worship, cares for, loyalty, affects, cherish, affect, benevolence, coo, caresses, lovingness, devotedness, adore, adoration, belove, cared.

Loves zıt anlamlı kelimeler, Loves kelime anlamı

Hate : Beğenmemek. Hoşlanmamak. Düşmanlık. Nefret etmek. Sevmemek. Kin duymak. Nefret. Kin beslemek. İstememek. Kin.

Malevolence : Kindarlık. Kötü niyet. Suiniyet. Kin.