Machines türkçesi Machines nedir

Machines ile ilgili cümleler

English: Ali saw vending machines everywhere when he visited Japan.
Turkish: Ali Japonya'yı ziyaret ettiğinde her yerde otomatik satış makinaları gördü.

English: Education makes machines which act like men and produces men who act like machines.
Turkish: Eğitim insanlar gibi davranan makineler yapar ve makineler gibi davranan insanlar üretir.

English: He repairs machines in Germany.
Turkish: O, Almanya'da makineleri tamir eder.

English: Burak sent the machines to a site where they would be dismantled.
Turkish: Burak makineleri sökülecekleri bir yere gönderdi.

English: At Wimbledon there are now special electronic machines to judge the serves.
Turkish: Wimbledon'da şimdi, servis atışlarını değerlendiren özel elektronik aletler var.

Machines ingilizcede ne demek, Machines nerede nasıl kullanılır?

Ballistic machines : Balistik makine. Mermi atmak için kullanılan makine.

International business machines : Ibm şirketi. Big blue. Bilgisayar üreten ünlü amerikan şirketi.

Textile machines : Tekstil makineleri.

View machines : Makineleri göster.

Where are the cash machines : Bankamatikler nerede.

Machine controlled : Makine kontrollü.

Machine check : Makine arızası. Makine denetimi. Makine kontrolü.

 

Machine bolt : Makine cıvatası.

Machine check indicator : Makine denetim göstericisi.

Machine check interruption : Makine denetim kesmesi.

İngilizce Machines Türkçe anlamı, Machines eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Machines ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cement mixer : Çimento karıştırıcısı. Beton karıştırıcı. Çimento mikseri. Çimento harcı karıştırıcısı. Beton kamyonu. Betonyer. Betonu karıştırmak ve taşımak için kullanılan dönen bir tankı olan büyük kamyon. Betonkarar.

Mechanisms : Mekanikçilik (fel.). İşleyiş. Teknik.

Grinder : Azı diş. Öğütücü. Öğüten. Bileği. Bileyici. Aşındırıcı makine. Değirmen. Kıyma makinesi. Kıyma tezgahı. Zımpara tezgahı.

Assembly : İçtima. Meclis. İçtima (askeri terim). Özel bir amaçla bir araya toplanmış insanlar. Derleyici. Montaj. Toplantı. Topluluk. Kurmak. Kurguya hazırlık olmak üzere, bir gün içinde birikmiş çekimlerin değişik çevirimlerini ve bunlarla ilgili ses kuşaklarını bir araya getirme.

Riveting machine : Perçin makinesi. Perçinleme makinesi. Perçin tezgahı.

Corker : Mantar veya tıpa yerleştirme makinesi. Sonuca ulaşmayan tartışma. Şişeleri mantarla tıpalayan cihaz. Harika. Şaşırtıcı kimse. Mükemmel. Olağanüstü şey. Kuyruklu yalan.

Simulator : Yalandan hasta. Benzeştirici. Benzeteç. İki yüzlü. Benzetimci. Numaracı. Yalancı. Benzetici. İkiyüzlü. Similatör.

Data processor : Bilgi işlemci. Veri işlemci. Veri işlemcisi. Bilgisayar girilecek bilgiyi kodlayan kişi. Bir masa hesaplayıcısı, bir delikli kart makinesi ya da bir bilgisayar gibi, veri işleme olanağı sağlayan aygıt. Bilgisayar. Veri işleyici.

 

Machinery : Sahne aygıtı. Çark. Sahnede kullanılan her türlü aygıt. Makinalar. Sistem. Oluş işleyiş biçimi. Makine aksamı. Düzenek.

Comber : Yün. Penye makinesi. Tarak. Hani. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, hanigiller (serranidae) familyasından, 25 cm kadar uzunlukta, er dişi, türkiye denizlerinde yaşayan bir tür. Hani balığı. Tarayıcı. Uzun ve tümsekli dalga. Tarak makinesi. Tarakçı.

Machines synonyms : farm machine, computing machine, computing device, automated teller, staplegun, perpetual motion machine, snow blower, rivetter, coin machine, hop picker, snow thrower, milling machinery, zamboni, mechanical press, workhorse, calculator, cash dispenser, automated teller machine, automatic teller machine, pavior, printing machine, concrete mixer, textile machine, power tool, car, phonograph, devices, feeder, apparatus, record player, gin, calender, press.