Make an appointment türkçesi Make an appointment nedir

Make an appointment ile ilgili cümleler

English: Can I make an appointment for next Monday?
Turkish: Önümüzdeki pazartesi günü için randevu alabilir miyim?

English: I'd like to make an appointment to see the doctor.
Turkish: Doktordan muayene için bir randevu almak istiyorum.

English: I'd like to make an appointment with Dr. King.
Turkish: Dr. King'ten bir randevu almak istiyorum.

English: I'd like to make an appointment for my three-year-old son.
Turkish: Üç yaşındaki oğlum için bir randevu almak istiyorum.

English: I'd like to make an appointment for the day after tomorrow.
Turkish: Ben öbür gün için bir randevu istiyorum.

Make an appointment ingilizcede ne demek, Make an appointment nerede nasıl kullanılır?

Make : Düzeltmek. Verim. Marka. Eylemek. Hazırlamak. Olmak. -e neden olmak. Kapatmak (devreyi). Düdüklemek. Kazanç.

An : Bir (ünlülerden önce). Anabatik rüzgar. Bir. (herhangi) bir. Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık.

Appointment : Buluşma. Atama. Randevu. Emir. Tayin. Atanılan makam. İş. Memuriyet. Görev.

Make an affair of something : Mesele yapmak.

Make an agreement : Anlaşma yapmak. Anlaşma gerçekleştirmek. Kavilleşmek. Uzlaşma yapmak. Akdetmek. Uzlaşmak. Uyuşmak.

 

Make an attempt at : Teşebbüs etmek.

Make an application : Müracaatta bulunmak. Başvuru yapmak. Başvurmak. Başvuruda bulunmak.

Make an award : Ödül vermek. Hükmetmek.

Make an assault : Operasyon gerçekleştirmek. Hücum etmek.

Make an effort : Gayret etmek. Çabalamak. Çok çaba sarf etmek. Efor sarf etmek. Efor sarfetmek. Çaba sarfetmek. Çaba harcamak. Çabasında olmak. Uğraşmak. Çaba göstermek.

İngilizce Make an appointment Türkçe anlamı, Make an appointment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make an appointment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Trysts : Randevulaşmak. Buluşma yeri. Kaçamak. Randevu. Buluşma.

Compacts : Pudra kutusu. Pudriyer. Sıkılaştırmak. Sözleşme. Pudralık. Pekiştirmek. Sıkıştırmak. Yoğunlaştırmak. Anlaşma.

Compact : Sıkılaştırmak. Küçük. Pekiştirmek. Az yer kaplayan. Pudra kutusu. Kısa ve etkili (anlatım). Yoğunlaştırmak. Pudralık. Sözleşme yapmak.

Date up : Çıkmak. Buluşmak.

Agree together : Birlikte razı olmak. Birlikte kabul etmek.

Trysted : Kaçamak. Randevu. Buluşma yeri. Randevulaşmak. Buluşma.