Make somebody feel small türkçesi Make somebody feel small nedir

Make somebody feel small ingilizcede ne demek, Make somebody feel small nerede nasıl kullanılır?

Make : Yapı. Zorlamak. Çeşit. Erişmek. Meydana getirmek. Düzeltmek. Yapılış şekli. Kazanç. Biçim. Verim.

Somebody : Bir kimse. Önemli kimse. Bazısı. Biri. Birisi. Kimse. Kimisi. Önemli birisi. Şahsiyet.

Feel : Gibi gelmek. Sezinlemek. Dokunma hissi. Görünmek. Sezgi. Kendini...hissetmek. Duymak. Hissetmek. Acımak. Hissetme.

Small : Ufak tefek. Zayıf. Ufak. Sıradan. Mütevazı. Az. Küçük. Hafif. Minik. Mütevazi.

Make somebody a present of : Hediye etmek. Armağan etmek.

Make somebody laugh : Güldürmek.

Make somebody eat humble pie : Burnunu sürtmek.

Make somebody love something : Sevdirmek.

Make somebody loose his job : Ayağını kaydırmak.

İngilizce Make somebody feel small Türkçe anlamı, Make somebody feel small eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make somebody feel small ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shame : Leke. Şanssızlık. Kusur. Yazık. Utanma. Şerefsizlik. Yazık etmek. Hayvanın verim yeteneğinin zayıflaması veya yaşam gücünün azalması. genetik anormalliklere neden olan allel. ayıp. Hukuk dilinde alım ve satıma konu olan malın istenmeyen özelliği, kusur.

 

Shamed : Tecavüz etmek. Namusunu kirletmek. Yazık etmek. Ayıp etmek. Utanmış.

Scandalized : Skandal yaratmak. Rezalet çıkarmak. Karalamak. İftira etmek. Rezalet çıkararak birini utandırmak. Mahcup etmek. Rezalet çıkararak (birini) utandırmak.

Degrade : Gerilemek. İki paralık etmek. Rengini açmak. Düşmek. Onurunu kırmak. Aşağılamak. İndirgemek. Alçaltmak. Rütbesini indirmek.

Bring disgrace on somebody : Rezil etmek.

Disgrace : Yerin dibine sokmak. Rezillik. Biabır etmek. Yüz karası. Ayıp etmek. Gözden düşürücü şey. Küçültmek. Yüzkarası. İtibarını zedelemek.

Affronts : Hakarette bulunmak. Hakaret etmek. Aşağılamak. Tahkir etmek. Hakaret. Kırmak. Gücendirmek. Kabalık etmek.

Abased : Aşağılamak. Aşağılanmış. Küçültmek. Gururunu kırmak.

Confounding : Kafa karıştırıcı. Kafasını karıştırmak. Şaşırtmak. Çelişen. Karıştırmak. Bozmak. Şaşırtma. Şaşırtan. Etki karışımı.

Affronting : Hakaret. Aşağılamak. Hakaret etmek. Gücendirmek. Hakarette bulunmak. Kabalık etmek. Tahkir etmek. Kırmak. Hakaret etmek (herkesin içinde).

Make somebody feel small synonyms : demeans, affront, abashing, overwhelm, abashes, shames, abash, chagrining, bring into contempt, debase, ashame, abases, discountenanced, degrades, debasing, discountenance, confounds, debases, confound, discountenancing, scandalizes, demeaned, affronted, discountenances, chagrin, overwhelms, overwhelmed, demean, chagrins, abase, scandalize.