Make sure of türkçesi Make sure of nedir

  • Mutlaka.
  • -den emin olmak.
  • Sağlama almak.
  • Doğru olup olmadığından emin olmak.
  • Elbette.
  • Emin olmak.
  • Eminim.
  • Sanırım.
  • Kesinlikle bilmek.
  • Kesinlikle.

Make sure of ile ilgili cümleler

English: I'll make sure of it.
Turkish: Ondan emin olacağım.

English: Search your pockets again to make sure of it.
Turkish: Ondan emin olabilmek için ceplerini yeniden ara.

English: Before that, we had better make sure of the fact.
Turkish: Ondan önce, gerçekten emin olsak iyi olur.

English: We'll make sure of it.
Turkish: Bundan emin olacağız.

English: I'd like to make sure of the time.
Turkish: Ben zamandan emin olmak istiyorum.

Make sure of ingilizcede ne demek, Make sure of nerede nasıl kullanılır?

Make : Kapatmak (devreyi). Marka. Zorlamak. Meydana getirmek. Yaratmak. Yapılış şekli. Biçim. -e neden olmak. Düzeltmek. Verim.

Sure : Soruşturmak. Elbette. Güvenilir. Mutlaka. Kesinlikle. Olumlu. Tabii. Müspet. Sabit. Kati.

Of : -in. Den. -li. Hakkında. -nın. Yüzünden. -den övünerek bahsetmek. Li. -den. İle ilgili.

Make sure : Sağlama almak. Garantilemek. Garanti etmek. Bakmak. Garantiye almak. Sağlama bağlamak. Sağlam kazığa bağlamak. Unutmamak. Emin olmak. Emin olmak için gerekeni yapmak.

Make sure that : Emin olun. Sağlama almak.

Made sure of : Emin olmak. Sağlama almak. Kesinlikle bilmek. Doğru olup olmadığından emin olmak. -den emin olmak.

 

Sure of : -den emin.

Be sure of : Emin olmak.

Be sure of oneself : Kendinden emin olmak. Kendine güvenmek. Özgüveni yerinde olmak.

İngilizce Make sure of Türkçe anlamı, Make sure of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make sure of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be certain : Kesin olmak.

Absolutely : Çok (nitelediği sözcükten önce gelince). Namusluluk. Mutlak surette. Bütün yönleriyle. Tamamıyla. Kesinlikle (cevap olarak). Tümüyle. Muhakkak. Mutlaka (cevap olarak).

Bound to : Garanti. Zorunlu.

Battens : Semirmek. Sırtından geçinmek. Sağlamlaştırmak. Tıkınmak. Tirizlerle. Şişmanlamak.

Insure : Sigortalama. Sigorta yapmak. Sigorta ettirmek. Sigorta olmak. Sigorta yapanın olası herhangi bir zararı parayla karşılayacağına önceden güvence vermesi. Sigorta etmek. Temin etmek. Sigortalamak.

By no means : Hiç değil. Hiçbir şekilde. Hiçbir surette. Asla. Hiç. Kesinlikle olmaz. Hiçbir suretle. Katiyen.

No wonder : Tevekkeli. Boşuna değil. Tabii ki. Pek tabii. Hiç garip değil. Şaşmamalı. Tevekkeli değil. Ona ne şüphe!.

I will be bound : Şaşırdım doğrusu. Hayret bir şey.

Ensures : Emniyete almak. Garantiye almak. Olmasını kesinleştirmek. Sigorta etmek. Sağlamak. Hüküm altına almak. Garantilemek. Kesinleştirmek.

Batten : Üst lamba dizisi. Semirtmek. Sağlamlaştırmak. Sırtından geçinmek. Semirmek. Tirizlerle. Tirizlerle donatmak veya sağlamlaştırmak. Şişmanlamak. Uzun tahta.

Make sure of synonyms : no doubt, insures, at discretion, regardless, by the square, clearly, of course, and no mistake, assuredly, by no manner of means, beyond any doubt, for sure, entrenching, doubtless, i dare say, definitely, insuring, made sure of, atweel, ensure, entrenches, feel certain, be sure of, assuring, certainly, be positive about something, feel sure that, assures, in all conscience, have no doubt that, i bet, beyond all question, battening.