Makes türkçesi Makes nedir
Makes ile ilgili cümleler
English: A careless man often makes mistakes.
Turkish: Dikkatsiz bir insan sık sık hatalar yapar.
English: A person who makes an easy matter sound difficult does not seem to be so smart.
Turkish: Kolay bir meseleyi zor gösteren kişi çok akıllı görünmüyor.
English: A good beginning makes a good ending.
Turkish: İyi başlayan iyi biter.
English: "I don't like Tom." "That makes two of us."
Turkish: "Tom'u sevmiyorum." " Seninle aynı fikirdeyim."
English: "Everyone makes mistakes." "Especially idiots!"
Turkish: "Herkes hata yapar..." "Bilhassa ahmaklar!"
Makes ingilizcede ne demek, Makes nerede nasıl kullanılır?
Makes difficulties : Güçlük çıkarmak. Zorluk yaratmak.
Makes sense : Akla uygun gelmek. Mantıklı olmak. Anlamı olmak.
Absence makes the heart grow fonder : Ayrılık kalbi sevgiyle doldurur. Yokluklarında değerini anladığımız insanlar veya şeyler.
Haste makes waste : Acele işe şeytan karışır. Acele giden ecele gider.
It makes no odds : Fark etmez. Önemi yok.
Many a mickle makes a muckle : Damlaya damlaya göl olur (isk.). Damlaya damlaya göl olur.
Many a little makes a mickle : Damlaya damlaya göl olur.
Opportunity makes the thief : Kanunsuz ortam suçu cesaretlendirir. Suçlunun olduğu kadar toplum da suçtan sorumlu.
Makeshift : Eğreti. Geçici. Derme çatma. Üstünkörü. Geçici çözüm. Geçici önlem türünden. Geçici (çözüm vb.). İğreti. Geçici önlem. Geçici çare.
That makes no odds : Fark etmez. Önemi yok.
İngilizce Makes Türkçe anlamı, Makes eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Makes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Configuration : Bilgisayar, bilişim, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Konfigürasyon. Bk. dizge görünümü. Gruplaşma. Konbiçim. Konum. Durum. Suret.
Outputs : Çıktı. Çıkış gücü. K.d.v. ödemeyi gerektiren mal. Üretim.
Architecture : Mimarlık. İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, eğlenme, dinlenme, çalışma gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak için uzamlar düzenleme sanatı ve bununla ilgili bilim dalı. Mimari yapı. Konutlarla ilgili tüm sorunları ve konuları içeren bilim ve sanat dalı. Mimari. Yapıcılık. Yapıtasarcılık. İnşaat.
Effectuate : Gerçekleştirmek. Tahakkuk ettirmek. Oluşturmak. Başarmak. Meydana getirmek. İcra etmek.
Motivate : Heveslendirmek. Özendirmek. Harekete getirmek. Güdülemek. Motive etmek. Sevk etmek. İsteklendirmek. Harekete geçirmek. Hareket ettirmek.
Breed : Irk. Doğurmak. Sebep olmak. Çiftleşmek. Soy. Üretmek. Bir tür içinde ortak karakterlere sahip olan ve bu karakterlerini kalıtım yoluyla yavrularına geçiren hayvan grupları. Cins. Damızlık olarak beslemek.
Format : Bir film ya da görüntülük üzerindeki resmin eni ile yüksekliği arasındaki oran. (ölçün filmlerde ve dar filmlerde bu oran 3:4 (1:1,33) tür. geniş görüntülük işlemleri bu oranın 1:2,70'e kadar çıkmasıyla gerçekleşir). tv. televizyon görüntülüğündeki resmin eni ile yüksekliği arasındaki oran; ölçün filmde olduğu gibi 3:4'tür. Resim boyu. Tutam. Boyut. Şekil. Program. Kitap boyu. Verinin önceden düzenlenmiş görünümü. bilgisayar belleğinde ya da izlencede, giriş-çıkış tutanaklarında ya da veri iletişimde bilgilerin gösteriliş düzenini belirleyen yapı. Format atmak. Soruların biçimsel özellikleri, dile getirilişi, dizisi, geçişleri ve özel eylem simgeleriyle bir gözlem aracının taşıdığı biçimsel düzen. bk. dizenek.
Debit : Açık. Zimmetine kaydetmek. Zimmet. -in zimmetine geçirmek. Birinin borcuna kaydetmek. Zimmetine geçirmek. Borçlandırmak. Verecek. Akım.
Chemistries : Kimya bilimi. Doğal etkileme. Kemistri. Simi. Madde yapısı. Kimyası. Kimya.
Capacities : Sıfat. Hacim. Yeterlik. Kabiliyet. Kapasite. İktidar. Güç. Yetenek.
Makes synonyms : pioneer, conveniences, acquisitions, capacity, being, influence, exaggerate, figure, way, actuate, figuration, building, architectures, prompt, blooding, conformation, blood, kick up, fashion, regulate, shape, set up, configurations, create, feat, output, facilitate, fashions, capitals, overdo, engender, incite, build.
Makes zıt anlamlı kelimeler, Makes kelime anlamı
Unmake : Eski şekline getirmek. Parçalamak. Harabetmek. Bozmak. Değiştirmek.
Break even : Başa baş gelmek. Kar ve zararı eşit olmak. Karı zararını kapatmak. Ancak masrafını karşılamak. Ne kar ne zarar etmek.
Lose : Heba etmek. Kaybolmak. Geri kalmak. Kaçırmak. Mağlup olmak. Azıtmak. Kazanamamak. Kaybetmek. Şaşırmak. Yitirmek.

Bu kısımda Makes kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Makes ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Makes anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Makes ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.