Mediatize türkçesi Mediatize nedir

Mediatize ingilizcede ne demek, Mediatize nerede nasıl kullanılır?

Mediatization : Bir ülkeyi hükümdarının bazı selahiyetlerini tanımak koşulu ile ilhak etme.

Mediating : Ara bulmak. Arabulma. Vasıta olmak. Araya girmek. Aracılık etmek. Bağdaştırıcı.

Mediation : Dolayımlama. Dolayım. Tavassut. Arabulma. Aracılık etme. Arabuluculuk. Aracılık.

Mediation board : Uzlaştırma kurulu. Toplu görüşmeler sırasında herhangi bir uyuşmazlık çıkması durumunda, taraflarla görüşerek uzlaşmaya varılmasını sağlamak amacıyla ilgili alandaki bilgi ve deneyim sahibi tarafsız kişilerden oluşturulan ve kararları bağlayıcı olmayan kurul. türkiye’de uzlaştırma kurulu yüksek hakem kurulu başkanının başkanlığında, üniversitelerarası kurul tarafından çalışma ekonomisi, iş hukuku, idare hukuku ve kamu maliyesi bilim dallarından seçilen birer öğretim üyesi olmak üzere dört üyeden oluşmaktadır. Arabulucu heyet.

Mediation theory : Aracılık kuramı.

Mediative : Aracılı.

Mediately : Dolaylı olarak. Arada olarak.

Intermediation : Müdahale. Menkul kıymet alım-satımında aracılık etme. Arabuluculuk. Aracı olma. Aracılık faaliyeti. Ara bulma. Tavassut. Menkul kıymet alım-satımında aracılık etmek. Aracılık.

 

Mediate : Aracılık etmek. Aracı olmak. Ara bulmak. Tavassut etmek. Ara. Vasıta olmak. Araya girmek. Dolaylı ilgisi olan. Arabuluculuk etmek. Orta.

Primary market intermediation : Birincil piyasa aracıları. Hisse senedi, tahvil gibi taşınır değerlerin ilk defa halka sunumunda aracılık eden kurumlar.

İngilizce Mediatize Türkçe anlamı, Mediatize eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mediatize ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amalgamated : Cıva ile karıştırmak. Birleşmek. Karışmak. Cıvayla karıştırılmış. Karıştırmak.

Broody : Düşüncelere dalan. Düşünceye dalan. Tavuğun yumurtalar üzerine yatarak onları ısıtması ve civciv çıkarma işi. Kuluçkaya yatmak isteyen. Düşüncelere dalmış. Kara kara düşünen. Kuluçkaya yatma. Dalgın. Kuluçka tavuk.

Thoughtful : Saygılı. Düşünceye dalmış. Dikkatli. Anlayışlı. Düşünceli. Özenli. Derin derin düşünen. Başkalarını düşünen. Nazik. Dalgın.

Ally : Katmak. Katılmak. Birleşmek. Müttefik ülke. Ticaret serbestliği. Arkadaş. Müttefik. Dost.

Healthful : Sağlık için faydalı. Sağlığa yararlı. Sıhhatli. Sağlıklı. Şifa verici. Yararlı. Sıhhi. Hasiyetli.

Affixes : Yapıştırmak (pul). Takmak. Atmak (imza). Basmak (damga). İliştirmek.

Pondering : Ölçüp biçmek. Düşünüp taşınmak. Kafa patlatmak. Ölçüp tartmak. Kafa yormak. Düşünme. İyice düşünmek.

Adjoin : Bitişik olmak. Katmak. Yan yana koymak. Bitiştirmek. Yan yana olmak.

Amalgamating : Karıştırmak. Birleşmek. Karışmak. Cıva ile karıştırmak.

Affiliates : Üye olmak. Katılmak. Evlat edinmek. Yakınlaşmak. Birleşmek. Tanımak. İştirakler. Üyeliğe kabul etmek. Kabul etmek.

 

Mediatize synonyms : assign, adjoins, amalgamates, assemble, aggregates, reflective, add up to, accreted, contemplative, attaches, annexing, amalgamate, append, add on, affiliate, add, attaching, attribute, allying, assigns, medicinal, affixing, add to, attribute to, accessing, assembles, agglutinate, annexes, pensive, accretes, musing, am, aggregated.

Mediatize zıt anlamlı kelimeler, Mediatize kelime anlamı

Thoughtless : Dikkatsiz. Tasasız. Kaygısız. Patavatsız. Hesapsız kitapsız. Düşüncesiz. Ahmak. Bencil. Pervasız. Savruk.

Unhealthful : Besleyici olmayan. Sağlıksız. Sağlığa zararlı. Zararlı. Sağlığa yararlı değil.

Mediatize ingilizce tanımı, definition of Mediatize

Mediatize kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Specifically applied to the annexation during the former German empire of a smaller German state to a larger, while allowing it a nominal sovereignty, and its prince his rank. To annex. To cause to act through an agent or to hold a subordinate position.