Mill türkçesi Mill nedir

Mill ile ilgili cümleler

English: A hundred decades make a millennium.
Turkish: Yüz tane on yıl, bir milenyum yapar.

English: A Japanese businessman bought the artwork for 200 million yen.
Turkish: Bir Japon iş adamı 200 milyon yene bir sanat eseri satın aldı.

English: Mame uses a coffee mill to grind coffee beans.
Turkish: Mame kahve çekirdeklerini öğütmek için kahve değirmeni kullanır.

English: My grandmother pulled out a handful of green beans, poured them into an ancient pan, toasted them patiently, ground them in a wooden hand mill with a copper handle, carefully squeezed the result into an old-fashioned Hungarian espresso maker, put it on a tray, and two hours later, it was coffee.
Turkish: Anneannem bir avuç yeşil fasulyeyi çıkardı. Onları eski bir tavanın içine döktü. Sabırla onları kızarttı, bakır kulplu bir ahşap el değirmeninde öğüttü, sonucu eski moda bir Macar espresso makinesi içine sıktı, onu bir tepsiye koydu ve iki saat sonra, o kahveydi.

English: "But three million is all I have," Dima said. "No more, no less."
Turkish: "Fakat bütün sahip olduğum üç milyon" dedi Dima. "Ne daha çok ne daha az."

 

Mill ingilizcede ne demek, Mill nerede nasıl kullanılır?

Mill about : Boş boş dolanmak veya oyalanmak. Kaynaşmak. Sürü halinde dolaşmak.

Mill around : Koyun gibi toplanmak. Sürü halinde dolaşmak. Boş boş dolanmak veya oyalanmak.

Mill board : Kalın mukavva. Kartonpat.

Mill drum : Değirmen tamburu.

Mill hand : Fabrika işçisi.

Mill wheel : Değirmen çarkı.

Mill powder : Yem ve yem unsurlarının işlenmeleri sırasında meydana gelen ince yem parçacıkları. Değirmen tozu.

Mill owner : Fabrikatör.

Mill stream : Değirmen suyu.

Been through the mill : Yorgun argın.

İngilizce Mill Türkçe anlamı, Mill eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mill ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abided : İkamet etmek. Baki kalmak. Beklemek. Kurala uymak. Dayanmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Katlanmak. Sadık kalmak. Durmak.

Steelworks : Çelik fabrikası. Çelik işi. Çelik atölyesi veya imalathanesi. Çelikhane.

Grain : Damar. Çizgi. Tanelemek. Duyarkatın içinde kalan gümüş tuzu parçaları. Gövdelerinin içi boş, kökleri saçak şeklinde, yaprakları kılıçsı ve paralel damarlı, çiçekleri er dişi, ovaryum üst durumlu, karyopsis nadiren fındıksı ya da bakka tipi meyveleri olan, ülkemizde 142 cins ve 520 kadar türle temsil edilen, bir ya da çok yıllık, otsu nadiren çalı ya da ağaçsı bitkiler. Elyaf. Granül. Tahıl. Sepilemek.

Grinds : Rodaj yapmak. Zımparalamak. Üzmek. Çalmak. Kolunu çevirerek çalıştırmak. Gıcırdatmak. Ezmek. Çekmek (mutfak robotunda sebze vb'ni).

 

Steel mill : Çelikhane. Çelik fabrikası.

Cannery : Konserve fabrikası. Konserve yapılan yer.

Beats : Yenmek. Alt etmek (argo terim). Atmak (kalp). Dövmek. Girişim. Yuvasından çıkarmak (av). Geçmek. Açmak (yol). Çalmak (davul).

Molar : Kitleye ait. Öğütücü (diş). Bir litrede bir mol olan. Moler. Azıdişi. Kütlesel.

Macerator : Islatarak yumuşatan makine.

Absorb : Absorbe. Kavramak. Emmek. Bir madde veya sıvıyı emmek, içine çekmek, içine almak, yutmak, absorbe. Soğurma eylemi. Yutmak. İçine çekmek. Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). Karşılamak (masrafı). Absorbe etmek.

Mill synonyms : car factory, industrial plant, auto factory, automobile factory, lumbermill, stamping mill, metalworks, steel factory, grinders, acid proof, flouring, treadmill, arrest, manufacturing plant, feeze, steel plant, creams, comminute, steal, assembly line, advance heading, allured, mill around, churned, roves, advancing longwall, mill about, treadmills, mills, meander, factory, rove, coiled.

Mill zıt anlamlı kelimeler, Mill kelime anlamı

Stand still : Kıpırdamamak. Hareketsiz durmak. Kımıldamadan durmak. Hareketsiz kalmak. Hareket etmemek. Kımıldamamak.

Mill ingilizce tanımı, definition of Mill

Mill kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Said of air-breathing creatures. A bone mill. To reduce to fine particles, or to small pieces, in a mill. A machine for grinding or comminuting any substance, as grain, by rubbing and crushing it between two hard, rough, or indented surfaces. A money of account of the United States, having the value of the tenth of a cent, or the thousandth of a dollar. To swim under water. To fill (a winze or interior incline) with broken ore, to be drawn out at the bottom. To undergo hulling, as maize. To comminute. As, a gristmill, a coffee mill. To grind. Short for Treadmill.