Money supply türkçesi Money supply nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Para arzı.
  • Para sunumu.
  • Bir ekonomide dolaşımda bulunan her türlü paranın toplamı, diğer bir deyişle ekonominin sahip olduğu ödeme araçları stokunun tamamı.
  • Para sürümü.

Money supply ingilizcede ne demek, Money supply nerede nasıl kullanılır?

Money : Tıkır (argo sözcük). Durağan olan, olmayan eşya değerini ölçen değişim aracı. eskiden gümüş paraya verilen ad. Mal ve hizmetlerin değişimini kolaylaştırma işlevini yapan bir değişim aracı ve ortaklaşa değer birimi. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Sikke. Bir ekonomide genel kabul gören, değişim aracı, değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık. Bedel. Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kağıt ya da madensel değişim aracı. değer ve eder ölçüsü birimi. Akçe. Para.

Supply : Tedarik. Stok miktar. Karşılamak. Verilmesi gerekli oran. Sağlamak. Temin etmek. Besleme. Bir elektronik aygıtın çalışması için gerekli gerilim ve akımları oluşturan elektrik düzeni. bu düzenin sağladığı elektrik akımı ve gerilimler. Arz. Satıcıların belirli bir dönemde piyasada değişik fiyatlardan satmaya razı olduğu mal, hizmet ya da üretim faktörü miktarı.

 

Money supply in the broader sense : M3. M2. Geniş anlamda para sunumlarından birinin simgesi olup m2’ye repo ve para piyasası fonlarının (b tipi likit fonlar) eklenmesiyle bulunan parasal büyüklük. Geniş anlamda para sunumlarından birinin simgesi olup m1’e toplam vadeli mevduatın eklenmesiyle bulunan parasal büyüklük. türkiye’de yabancı para cinsinden vadeli mevduatlar 2007 yılından itibaren m2 para tanımına katılmıştır. M2y. Geniş anlamda para sunumlarından birinin simgesi olup m2’ye döviz tevdiat hesaplarının eklenmesiyle bulunan parasal büyüklük. türkiye’de 2007 yılından itibaren vadesiz döviz tevdiat hesapları m1, vadeli döviz tevdiat hesapları m2 tanımı kapsamına alınmış ve m2y tanımı kaldırılmıştır.

Money supply in the narrower sense : M0. M1. Bir ekonomide dolaşımdaki paraya bankalardaki nakit paranın eklenmesiyle bulunan parasal büyüklük. Dar anlamdaki para sunumunun simgesi olup dolaşımdaki para ile toplam vadesiz mevduattan oluşan parasal büyüklük. türkiye’de yabancı para cinsinden vadesiz mevduatlar 2007 yılından itibaren m1 para tanımına katılmıştır.

Endogenous money supply : İçsel para sunumu. Merkez bankasının pasif konumda olduğu durumda; hanehalkı, firma ve bankaların davranışlarıyla iktisadi hayatın gereksinimlerine göre belirlenen para sunumu.

Liquidity demand money supply curve : Para istemi-para sunumu eğrisi. J. hicks ve a. h. hansen tarafından geliştirilen yata-pata modelinde, para istemi ile sunumunu eşitleyen yani para piyasası dengesini sağlayan faiz oranı – gayrisafi yurtiçi hasıla bileşimlerinin geometrik yeri.

İngilizce Money supply Türkçe anlamı, Money supply eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Money supply ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Money supply synonyms : a change in individual demand, abolition of forced labour convention, a type mutual funds, a change in demand, abnormal budget, a group shares.