Mores türkçesi Mores nedir

  • Adetler.
  • Töre.
  • Alışkanlıklar.
  • Örf ve adet.
  • Toplumun gönencine uygun düştüğüne ortaklaşa olarak inanılan gelenek, göreneklerle aktöre kurallarının tümü.
  • Gelenekler.
  • Töreler.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.

Mores ile ilgili cümleler

English: The Comoros is called "Comores" in French.
Turkish: Komorlara Fransızcada "Comores" denilir.

English: We're sophomores.
Turkish: İkinci sınıf öğrencisiyiz.

Mores ingilizcede ne demek, Mores nerede nasıl kullanılır?

Acts contra bonos mores : Töreye aykırı işlemler.

Moresby : Port moresby kasabasını kuran ingiliz kaşif. John moresby (1830-1922).

Moresque : Fas. Moresk. Mağribi. Mağrip üslubu mimarisi.

Claymores : Çift tuzaklı mayın. Kılıç. İki ağızlı büyük kılıç.

Humoresque : Kapriçyo biçiminde neşeli beste. Neşeli beste. Kapris. Hareketli beste.

Sophomores : İkinci yıl öğrencisi (amerikan ingilizcesi). İkinci sınıf öğrencisi. İkinci sınıf öğrencisi (üniv.). İkinci sınıf öğrencisi (lisede veya üniversitede). Toy. İkinci sınıf.

Sagamores : Kuzey amerika'nın ikinci rütbedeki veya sıradaki veya derecedeki şefi olan yerli algonquian (kuzey amerika kızılderilisi). Kuzey atlantik kıyılarındaki algonquian kızılderililerdeki savaş şefi veya ikinci şef.

Timorese : Timor'a ait. Timor'la alakalı (endonezya'nın güneyinde ada). Timorlu.

 

Whitmores disease : Meliodozis. Whitmorehastalığı.

More dead than alive : Ölüden beter. Ruhsuz. Çok yorgun. Ölü gibi.

İngilizce Mores Türkçe anlamı, Mores eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mores ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acclimatation : İklimuyum. Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci.

Folkways : İnsan grupları içerisinde doğal olarak geliştirilmiş gelenekler ve yaşam biçimleri (sosyoloji).

Habits : Bağımlılık. Yapı. Alışkanlık. Yaşam biçimi. Kıyafet. Huy. Adet.

Age distribution : Yaş dağılımı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı.

Abilities : İktidar. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Yeterlik. Beceri. Güç. Yetenekler. Yetenek. Kabiliyet.

Tradition : Hadis. Anane. Adet. Bir toplumda, bir toplulukta, eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen tinsel ekin öğelerinin her biri. Sünnet (dini terim). Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen toplum üyeleri arasında manevi bağları güçlendiren her türlü kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar. Sünnet. Görenek. Gelenek.

Acculturation : Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Kültürel uyum. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Çevresindeki kültürü kabullenme. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürel etkileşim. Kültürleşme. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Kültür etkileşimleri.

 

Custom : Görenek. Sahibinin istekleri doğrultusunda özel olarak üretilen çalgı aleti. Müşteri. Ismarlama. İtiyat. Gümrüğünü ödemek. Huy. Bilgisayar, eğitim, gitar alanlarında kullanılır. Örf.

Normal : Dikey doğru. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Dikgen. Normal. Muntazam. Beklenilen durumda bulunan, olağandışılığı bulunmayan. Standart. Dikey. Ortalama. Olağan.

Formula : Kural. Birçok değişkenin bir araya gelmesinden oluşan bağımsız masal. bk. değişken. Bir kavram, işlem ya da değerin simgesel anlatımı ya da eşitliği. Reçete. Yazım. Bir doğa yasasının, uzbilimsel simge dili ile anlatımı. Mama. Tertip. Boş ve anlamsız sözcükler. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır.

Mores synonyms : observance, all round development of individual, adjustment in marriage, unwritten law, affection, alienation, customs, good morals, traditions, age group, aesthetical ideal, agression, aesthetic, rules, morals, convention, agnation, adaptive behavior, ways, manners, rule, age grade, achievement motive, pattern.

Mores ingilizce tanımı, definition of Mores

Mores kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Habits. Customary law. Customs. Esp., customs conformity to which is more or less obligatory.