Moves türkçesi Moves nedir

Moves ile ilgili cümleler

English: He moves quickly.
Turkish: O hızla hareket eder.

English: I'm really going to miss Ali when he moves to Boston.
Turkish: Ali Boston'a taşındığında onu gerçekten özleyeceğim.

English: Love moves in mysterious ways.
Turkish: Aşk gizemli yollarda ilerler.

English: Copernicus taught that the earth moves around the sun.
Turkish: Kopernik sayesinde Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğünü biliyoruz.

English: Ali moves quickly.
Turkish: Ali çabuk hareket eder.

Moves ingilizcede ne demek, Moves nerede nasıl kullanılır?

The earth moves : Yerküre hareket ediyor. Deprem oluyor. Tehlike yakın.

Movesize : Taşıboyutlandır.

Removes : Çıkarmak. Gidermek. Götürmek. Ortadan kaldırmak. Taşınmak. Elini çekmek. Başka yere götürmek. Taşımak. Yerinden etmek. Görevden almak.

Move after enter : Enter'dan sonra taşı.

Move ahead : İlerlemek.

Move heaven and earth : Çalmadık kapı bırakmamak. Dünyayı yerinden oynatmak. Her çareye başvurmak. Elinden gelen her şeyi yapmak. Kendini paralamak. Tüm çabasını harcamak. Her yola başvurmak. Elinden geleni yapmak. Çırpınmak. Mümkün olan her şeyi yapmak.

 

Move enclosed controls : Açık denetimleri taşı.

Move and size with cells : Hücrelerle taşı ve boyutlandır.

Move forward : İleri doğru hareket etmek. İlerlemek. Yol almak.

Move column : Sütunu taşı. Sütun taşı. Sütun taşımayı.

İngilizce Moves Türkçe anlamı, Moves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Moves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pull away : Geri çekilmek. Uzaklaşmak. Ayrılmak. Kalkmak. Sıyrılmak. Kaçmak. Kurtulmak. Yola çıkmak. Çekip ayırmak.

Fool : Budala. Şaka yapmak. Eğlenmek. Salak. Kandırmak. Vakit geçirmek. Soytarı. Enayi yerine koymak. Ahmak.

Arouse : Canlanmak. Uyandırmak. Ayaklandırmak. Hayat bulmak. Uyanmak. Canlandırmak. Uyuyan devi uyandırmak. Harekete geçirmek. Kaldırmak.

Wing : Ala. nematodlarda bulunan kütiküla değişikliği, vücudun yan tarafında bulunan ve dalgalanma biçimindeki hareketi destekleyen omurga benzeri kalınlaşmalar. Kanat. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kanadından vurmak (kuşu). Kanadını yaralamak. Kanadından vurmak. Uçmak. Alabanda. Dekorun gerisinde, bir kapı ya da pencere arkasına kulisi gizlemek için konulan pano. Uçurmak.

Pass : Vermek. Geçiş izni. Pasavan. Geçmek. Briç pas demek. Trapez cambazının bir trapezden ötekine geçip taşıyıcıya tutunması, taşıyıcıdan yine kendi trapezine geçmesi. geçiş'in üç evresi vardır: kaçış, akrobatik takla ve düşmeden trapezi yakalama. Spor pas vermek. Bir oyuncunun, ayakla ya da başla topu kendi takım arkadaşlarından birine göndermesi. Uzatmak. Sınır boylarında yaşayanlara kısa süreler için sınırı geçebilmelerini sağlamak üzere resmi makamlarca verilen izin belgesi.

 

Run : Çarpmak. Gidip gelmek (arasında). Koşmak. Uzanmak. Geçip gitmek. Göstermek (film). Kaçakçılığı yapmak. Çalıştırmak. Geçerli olmak. Yürürlükte olmak.

Strike out : -den çıkarmak. Kulaç atmak. Yüzmek. Çıkarmak. Buluş yapmak. Silmek. İcat etmek. Yola koyulmak. Çıkartmak. Üzerini çizmek.

Go by : Göre davranmak. Çekimserlik. -e bakarak hükme varmak. Saygısızlık. Geçip gitmek. Kaçmak. Göre hareket etmek. Kılavuz saymak. Riayet etmek. Geçmek.

Moil : Ağır iş. Çalışıp didinmek. Gürültü. Kargaşa. Uğraşmak. Kalıntı cam. Didinmek. Karmaşa. Yorucu iş. Karışıklık.

Reciprocate : -e karşılık vermek. Karşılıklı yapmak. Mukabele etmek. Acısını çıkarmak. Karşılığını yerine getirmek. Misillemede bulunmak. Karşılığını vermek. Karşılıklı olmak. Karşılığını yapmak. Acısını çıkartmak.

Moves synonyms : island hop, trip the light fantastic, climb on, move involuntarily, putter around, move back, pull back, mount up, travel rapidly, go across, come, hop on, locomote, go forward, move around, move reflexively, slice through, travel purposefully, travel along, hit the dirt, trip the light fantastic toe, cannonball along, move over, rush along, move back and forth, go past, potter around, coggle, replace, cast, cruise, do, mount.

Moves zıt anlamlı kelimeler, Moves kelime anlamı

Stand still : Hareketsiz kalmak. Kıpırdamamak. Kımıldamadan durmak. Hareket etmemek. Kımıldamamak. Hareketsiz durmak.

Rush : Sıkıştırmak. Aceleye getirmek. Yetiştirmek. Koşturmak. Atılmak. Telaş etmek. Hücum etmek. Acele ettirmek. Hızlı akmak. Koşuşturmak.

Enter : Geçirmek. Sahneye çıkmak. Üyesi olmak. Gümrük beyanında bulunmak. Giriş yapmak. İçeri girmek. Kaydetmek. İçeriye girmek. Yazmak.

Moves antonyms : hop out, converge, advance, linger, ascend, ride, rise, recede, descend, stay in place, fall, go, follow, precede.