Move forward türkçesi Move forward nedir

Move forward ile ilgili cümleler

English: Could you move forward so we can close the door?
Turkish: Kapıyı kapatabilmemiz için biraz ilerler misiniz?

English: Move forward one step.
Turkish: Bir adım ileriye ilerle.

Move forward ingilizcede ne demek, Move forward nerede nasıl kullanılır?

Move : Devinmek. Kımıldamak. Kıpırdatmak. Taşıma. Oynamak. Tahrik etmek. Hareket etmek. Kıpırdanmak. İlerlemek. Teklif etmek.

Forward : Gelişmiş. Cüretkar. İleri. Yeni adrese göndermek. Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri. Şımarık. Yönlendirmek. Göndermek. Öndeki. Akıncı.

Move after enter : Enter'dan sonra taşı.

Move ahead : İlerlemek.

Move along : İlerlemek.

Move and size with cells : Hücrelerle taşı ve boyutlandır.

İngilizce Move forward Türkçe anlamı, Move forward eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Move forward ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Make for : -e yönelmek. -e neden olmak. -e doğru yol alma. -e doğru gitmek. Yolunu tutmak. -e doğru yol almak. (sonucu olarak) meydana gelmek. Hareket etmek. Kapağı atmak.

Travel : Tüymek. Dolaşmak. Yolculuk etmek. Topuklamak. Yolculuk yapmak. İşlemek. Gazlamak. Yolculuk. Gitmek.

 

Make way : Yol vermek. Öne geçmek. Yol açmak.

Wending : Yol kat etmek. Yola koyulma. Yürümek. Yol gitmek.

Get down to : Bir işe başlamak. Ciddiyetle girişmek. (ilişkide veya işte vb) adım atmak. -e tamamen dikkatini vermek (resmi olmayan). Başlamak. Dört elle sarılmak.

Cruises : Seyretmek. Dolaşmak (taksi şoförü taksi müşteri arayarak). Gemiyle gezmek. Gezinmek. Dolaşmak (polis veya polis arabası) (etrafı kolaçan ederek). Turistik gemi yolculuğu. Sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe). Dolaşmak. Gemi gezisi.

Cruised : Dolaşmak. Dolaşmak (taksi şoförü taksi müşteri arayarak). Seyretmek. Sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe). Gemi ile dolaşmak. Seyir etmek. Ağır ağır gitmek. Gemiyle gezmek. Dolaşmak (polis veya polis arabası) (etrafı kolaçan ederek).

Forges : Yaratmak (edebi). İşlemek. Düzenlemek. Demir dövmek. Demir işlemek. Sahtesini yapmak. Yapmak. Taklidini yapmak. Uydurmak.

Flourishes : Savurmak. Abartılı jestler yapmak. Sergilemek. Gelişmek. Sağlıklı olmak. Zenginleşmek. Süslemek. Sallamak. Savrulmak. Yıldızı parlamak.

Get a long : Başarmak. Gitmek. Ayrılmak. Becermek.

Move forward synonyms : forge ahead, come along, forge, gain ground, flourish, gained, develop, make headway, advance, develops, gain, cruise, wended, come to the fore, flourished, cover ground, itinerate.