Get down to türkçesi Get down to nedir

  • Dört elle sarılmak.
  • Ciddiyetle girişmek.
  • Başlamak.
  • Yol almak.
  • İlerlemek.
  • (ilişkide veya işte vb) adım atmak.
  • -e tamamen dikkatini vermek (resmi olmayan).
  • Bir işe başlamak.

Get down to ile ilgili cümleler

English: Let's get down to work.
Turkish: İşimize bakalım.

English: It's time to work now. Let's get down to business.
Turkish: Şimdi çalışma vakti. İşe başlayalım.

English: Let's get down to business.
Turkish: İşe girişelim.

English: I've never seen him really get down to work.
Turkish: Onun gerçekten işe başladığın asla görmedim.

English: It's time to get down to business.
Turkish: İşe başlamanın zamanıdır.

Get down to ingilizcede ne demek, Get down to nerede nasıl kullanılır?

Get : Duymak. Satın almak. Açığını bulmak. -tırmak. Elde etmek. Etmek. Edinmek. Kavramak. Gelmek. Getirmek.

Down : Bozuk. İndirmek. Boyunca. Aşağısında. Yere sermek. Düşürmek. Aşağı. Aşağısına doğru. Yıkmak. Çabucak içmek.

To : İle. -e göre. Ye. Oranla. -mek -mak (mastar). Karşı. Arasında. E. Kala. E doğru.

Get down to bedrock : Bir şeyin temeline inmek. Bir şeyini özüne varmak. Bir şeyin esasına inmek (problem, konu, vs.).

Get down to brass tacks : Konuya gelmek. Gerçek konuya girmek. Bir şeyin özüne inmek. Esas meseleye gelmek. Sadede gelelim. Sadede gelmek. Ayakları yere basarak konuşmak. Pratikten söz etmek. Bir şeyin temeline inmek. Asıl konuya gelmek.

 

Get down to the nitty gritty : Asıl meseleye gelmek.

Down town : Çarşı.

Down tools : Çalışmayı bırakmak.

Get down to the brass tasks : Konuya gelmek. Bir şeyin özüne inmek. Bir şeyin temeline inmek. Sadede gelmek. Gerçek konuya girmek.

Down to the wire : Son ana kadar. Son dakikaya kadar.

İngilizce Get down to Türkçe anlamı, Get down to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get down to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Develop : Şekillendirmek. Tab etmek. Yıkamak (film). Banyo etmek. Gelişmek. Açıklamak. Harekete geçmek. Gelişme göstermek. Geliştirmek. Ün kazanmak.

Make headway : Mesafe almak. İlerleme kaydetmek. Gelişmek. Mesafa almak. Mesafe katetmek. İleri gitmek. İlerleme yapmak.

Itinerate : Gezmek. Yolculuk etmek. Dolaşmak.

Make way : Öne geçmek. Yol açmak. Yol vermek.

Wade into : Saldırmak. Sert bir dille eleştirmek. Girişmek. Canla başla çalışmak. Hücum etmek.

Flourishes : Savrulmak. Fanfar çalmak. Süslemek. Sergilemek. Süslü konuşmak. Yıldızı parlamak. Güzelleşmek. Sallamak. Büyümek. Abartılı jestler yapmak.

Cut along : Yola koyulmak.

Cruises : Seyretmek. Gemi gezisi. Dolaşmak. Gezinmek. Dolaşmak (polis veya polis arabası) (etrafı kolaçan ederek). Dolaşmak (taksi şoförü taksi müşteri arayarak). Turistik gemi yolculuğu. Ağır ağır gitmek. Sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe).

Ahead : Önceden. Geminin baş tarafında. Önde. İleri doğru. İleriye. Öndeki. Gelecekte. İlerde. İleri. Önümüzde.

 

Wire in : Sıkı tutmak. Canla başla girişmek.

Get down to synonyms : enter into, get weaving, start a business, gain, move forward, advance, come along, develops, cruise, wending, gained, embark upon, come to the fore, hugged, flourish, travel, commences, set about, begin singing, forge ahead, began, buckle down to, break ground, begins, wended, forges, get a long, gain ground, make for, begin, wire away, come into, commenced.