Moving türkçesi Moving nedir

Moving ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary are moving next month.
Turkish: Ali ve Mary önümüzdeki ay taşınıyorlar.

English: Ali and Mary are moving back home.
Turkish: Ali ve Mary eve geri taşınıyor.

English: Ali considered moving to Boston, but decided against it.
Turkish: Ali Boston'a taşınmayı düşündü ama aleyhte karar verdi.

English: A fish swims by moving its tail.
Turkish: Bir balık kuyruğunu hareket ettirerek yüzmektedir.

English: A bird can glide through the air without moving its wings.
Turkish: Bir kuş kanatlarını oynatmadan havada süzülebilir.

Moving ingilizcede ne demek, Moving nerede nasıl kullanılır?

Moving annual total : Hareketli yıllık toplam. Müteharrik yıllık toplam.

Moving average : Hareketli ortalama. Müteharrik ortalama. Değişken ortalama. Göstergelerdeki hareketleri belirli bir dönem boyunca dikkate alan ve önceki döneme göre eğilimi gösteren ortalama. Taşınan ortalama. Yürüyen ortalama.

Moving average process : Hareketli ortalama süreci.

Moving averages : Hareketli ortalamalar.

Moving block bootstrap : Hareketli blok bootstrap. Mbb.

 

Moving day : Taşınma günü.

Moving picture : Film. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Sinema filmi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema.

Moving boundary method : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Karışmayan iki sıvı arasındaki sınırın yürümesine bakılarak, yükünlerin hızlarını, iletkenliklerini ölçmeye yarayan yöntem. Yürür sınır yöntemi.

Moving magnet instrument : Devinen mıknatıslı alet. Devinen mıknatısli alet.

Moving dune : Kumları, egemen yelin estiği yamaçtan arka yamaca kaldırarak, yel doğrultusunda devinen kumul. Göçmen kumul.

İngilizce Moving Türkçe anlamı, Moving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Moving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Automotive : Motorlu. Arabalarla ilgili. Otomotiv. Otomobil.

Motivation : Neden. Güdülenme. Güdüleme. Harekete getirme, harekete sevk etme. itici kuvvet, harekete yöneltici içsel güç. Şevk. Bir hayvanda bir amaca yönelik bir davranışı kontrol eden iç faktörler. Özendirme. Teşvik (şahısta). Teşvik.

Keep still : Kımıldamamak. Kıpırdamamak. Kıpırdama. Sakin olmak. Sakin ol!. Kımıldama. Uslu durmak.

 

Self propelling : Kendinden sevkli. Kendi kendine güç sağlayan veya kendi motoru tarafından gücü sağlanan. Kendini yürüten.

Dancing : Danseden. Dansederek. Dans etme. Dans.

Fluctuations : Kararsızlık. Bocalama. Dalgalanma. Tereddüd. Değişip durma.

Privateers : Gönüllü savaş gemisi. Hükümet izniyle çalışan korsan gemi tayfası. Hükümet izniyle korsanlık yapmak. Düşmana saldırmaya izinli özel ticaret gemisi. Hükümet izniyle çalışan korsan gemi. Korsan.

Commanding : Emir. Komuta etme. Birinci sınıf. Hükmetme. Nüfuzlu. Komuta. Buyrukçu. Hükmeden. Hakim.

Brisking : Faal. İstenilen hızda hareket eden. Sertçe esen (rüzgar). Çevik. Hareketlilik. Hareketlendirmek. Enerjik. Canlanmak. Canlandırmak.

Acidulous : Mayhoş. Ekşi. Acı (söz). Belirli bir dereceye kadar asitli veya ekşi. Ekşice.

Moving synonyms : fast flying, vibratory, aflare, ahorseback, friskier, elfish, effective, acting, frolicsome, mobilization, abetter, hurtful, stimulant, instrumentals, dolorous, fluctuation, heftier, abuzz, coltish, motion, biting, alive and well, flirtatious, emphaticical, emphatic, emotive, disporting, pithiest, buoyant, flying, incisive, writhing, actings.

Moving zıt anlamlı kelimeler, Moving kelime anlamı

Motionlessness : Hareketsizlik.

Immobile : Kımıldatılamaz. Nitelik ve nicelik bakımından, kimi özelliklerinde zaman içinde değişim göstermeyen özdek ya da olaylar. İmmobil. Oynamaz. Devimsiz. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hareketsiz, kımıldamaz, oynamaz. Durağan. Kımıltısız. Sabit.

Unemotional : Heyecansız. Duygusuz. Heyecanlanmayan. Hissiz.

Moving antonyms : nonmoving, unstimulating, unimpressive, unmoving.

Moving ingilizce tanımı, definition of Moving

Moving kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Causing motion or action. Changing place or posture. Esp., the act of changing one`s dwelling place or place of business. The act of changing place or posture. As, a moving car, or power.