Mozakanat nedir, Mozakanat ne demek

Teknik terim anlamı:

Kağnıların yan taraflarına konan küçük ağaç kanatlar. (İlyaslı Uşak).

Mozakanat anlamı, tanımı

Moza : Karasinek, öküz sineği. Domuz yavrusu. Çocuk. Yaramaz çocuk. Sıska çocuk. Direngen, ayak direyici kişi. Bir çocuk oyununda kaleye dikilen taşı vurmak için atılan taş. Kısa boylu kimse

Mozak : Domuz yavrusu.

Kanatlar : Kocaeli şehri, Kandıra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

İlyaslı : Afyon ili, Şuhut ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kayseri şehrinde, Yahyalı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Samsun ili, Bafra ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Trabzon ilinde, Vakfıkebir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Uşak şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Konan : Konuk, misafir. Henüz doğurmamış, üç dört yaşındaki kısrak. [Bakınız: konak].

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

İlyas : Kutsal kitaplarda adı geçen, yağmurlara hükmeden İsrail Peygamberi. Mersin ağacı. Amasya şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

 

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Kanat : Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri. Balıklarda yüzgeç. Angıç. Yan, taraf. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah.

Kağnı : İki veya dört tekerlekli, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası.

Kona : Hamur tahtası, sofra: Konayı getir de yufka açalım. İki elle kavranabilecek kadar olan ot ya da çalı çırpı bağlamı. Yemek tahtası olarak kullanılan hamur tahtası. (Saraycık Bozüyük Bilecik.).

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Kana : Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.

Uşak : Çocuk. Erkek hizmetçi. Herhangi bir bölgenin halkından olan erkek. Tayfa. Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

 

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

İlya : Böğür, ilye.

Yan : Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Üst. Tali. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Yer. Bir tarafa yönelerek. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.

Diğer dillerde Mozaiksi doku anlamı nedir?

İngilizce'de Mozaiksi doku ne demek ? : granoblastic