Mudara nedir, Mudara ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Beceriksiz.
Şöyle böyle, önemsiz kişi.
Eğreti : Tabakları mudara koyma sonra kırılır.
Az, kıt : Bu sene fındıklar mudaradır.
Zayıf, cansız, işe yaramaz, güçsüz.
Takat, güç : Mudaram kalmadı ki ayağa kalkayım.
Kötü, işe yaramaz, çürük : Ev çok mudara, bir gün başımıza yıkılmasa.
Eğreti, çürük.
İşi düşme durumu: Ahmet'in bana bir mudarası var.
Boyun eğme, minnet.
Tembel, beceriksiz, bitkin.
Mudara anlamı, kısaca tanımı
Mudara etmek : Boyun eğip yalvarmak, minnet etmek
Mudaraba : Bir tarafın emek diğer tarafın sermaye sağlayarak kâr veya zararın paylaşımına dayalı olarak gerçekleştirilen ortaklık biçimi.
Mudaran : Can, şahıs.
Özel mudaraba : Kendisine teslim edilen sermayeyi bazı koşullar ve sınırlamalar altında vekil olarak işleten sermaye sahibi nezdindeki güvenilir kişi.
Şöyle böyle : Ne iyi ne kötü, orta derecede, acı tatlı, iyi kötü. Aşağı yukarı, hemen hemen, yaklaşık olarak, acı tatlı, iyi kötü.
Beceriksiz : Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.
Tabaklar : Adana ili, Tuzla nahiyesine bağlı bir bölge. Afyon ili, Emirdağ belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Çanakkale kenti, Gülpınar nahiyesine bağlı bir yer. İzmir şehrinde, Beydağ belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Zonguldak ili, Devrek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Çürük iş : Bozuk, kötü, işe yaramaz özellikleri olan durum veya iş.
Önemsiz : Önemi olmayan, ehemmiyetsiz.
Yıkılma : Yıkılmak işi.
Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.
Yarama : Yaramak işi.
Tembel : İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ).
Fındık : Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genel olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana). Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar.
Eğreti : Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Takma.
Güçsüz : Gücü olmayan, âciz.
Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
Minnet : Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu.
Bitkin : Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.
Cansız : Canını yitirmiş, ölmüş. Güçsüz, mecalsiz bir biçimde. Canlı olmayan (varlık), camit. İlgi uyandırmayan, sönük. Durgun.
Diğer dillerde Mucor anlamı nedir?
İngilizce'de Mucor ne demek ? : mucor

Bu kısımda Mudara nedir? Mudara ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Mudara tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Mudara hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.