Mudaraba nedir, Mudaraba ne demek
Mudaraba; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.
İktisat terim anlamı:
Bir tarafın emek diğer tarafın sermaye sağlayarak kâr veya zararın paylaşımına dayalı olarak gerçekleştirilen ortaklık biçimi.
Mudaraba anlamı, tanımı
Mudara : Beceriksiz. Şöyle böyle, önemsiz kişi. Eğreti : Tabakları mudara koyma sonra kırılır. Az, kıt : Bu sene fındıklar mudaradır. Zayıf, cansız, işe yaramaz, güçsüz. Takat, güç : Mudaram kalmadı ki ayağa kalkayım. Kötü, işe yaramaz, çürük : Ev çok mudara, bir gün başımıza yıkılmasa. Eğreti, çürük. İşi düşme durumu: Ahmet'in bana bir mudarası var. Boyun eğme, minnet. Tembel, beceriksiz, bitkin
Özel mudaraba : Kendisine teslim edilen sermayeyi bazı koşullar ve sınırlamalar altında vekil olarak işleten sermaye sahibi nezdindeki güvenilir kişi.
Ortaklık : Ortak olma durumu, iştirak, müşareket, şeriklik. İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri, şirket.
Paylaşım : Paylaşma işi.
Ortaklı : Gaziantep kenti, İslâhiye ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kahramanmaraş kenti, Afşin ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Mardin ilinde, Mazıdağı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Siirt şehri, Eruh ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Sermaye : Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.
Dayalı : Dayanmış olan. Dayanarak, dayanmış bir biçimde. İlgili, dair, müstenit, mebni.
Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.
Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.
Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.
Ortak : Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Kuma.
Serma : Soğuk.
Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.
Gerç : Eğlenme, alay.
Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).
Daya : Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.
Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.
Orta : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.
Diğer dillerde Mucor anlamı nedir?
İngilizce'de Mucor ne demek ? : mucor

Bu kısımda Mudaraba nedir? Mudaraba ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Mudaraba tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Mudaraba hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.