Özel mudaraba nedir, Özel mudaraba ne demek

Özel mudaraba; İktisat alanında kullanılan bir terimdir.

İktisat terim anlamı:

Kendisine teslim edilen sermayeyi bazı koşullar ve sınırlamalar altında vekil olarak işleten sermaye sahibi nezdindeki güvenilir kişi.

Özel mudaraba tanımı, anlamı

Mudara : Beceriksiz. Şöyle böyle, önemsiz kişi. Eğreti : Tabakları mudara koyma sonra kırılır. Az, kıt : Bu sene fındıklar mudaradır. Zayıf, cansız, işe yaramaz, güçsüz. Takat, güç : Mudaram kalmadı ki ayağa kalkayım. Kötü, işe yaramaz, çürük : Ev çok mudara, bir gün başımıza yıkılmasa. Eğreti, çürük. İşi düşme durumu: Ahmet'in bana bir mudarası var. Boyun eğme, minnet. Tembel, beceriksiz, bitkin

Mudaraba : Bir tarafın emek diğer tarafın sermaye sağlayarak kâr veya zararın paylaşımına dayalı olarak gerçekleştirilen ortaklık biçimi.

Özel : Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan, spesiyal. Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî. Her zaman görülenden, olağandan farklı. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı. Dikkate değer. Ayırt edici bir niteliği olan. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.

Güvenilir kişi : Uyuşmazlığı doğuran bir nesnenin koruyumu sağlanılmak üzere seçilen inanılır, güvenilir kişi.

 

Sınırlama : Sınırlamak işi.

Güvenilir : Güven duygusu veren, güvenilen, itimatlı.

Nezdinde : Yanında, huzurunda, gözetiminde.

Koşullar : Şerâit.

Kendisi : Kendisi.

Altında : Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

Sermaye : Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.

Teslim : Bir şeyi sahibine verme. Fasıl müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda tekrarlanan parça. Emanet alınan bir şeyi sahibine geri verme. Gerçek olduğunu kabul etme, doğrulama. Bırakma, devretme, terk etme. Teslim ol veya teslim oluyorum sözü.

Vekil : Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse. Bakan. Milletvekili. Bir görevde, asıl görevlinin yerine bakan kimse.

Serma : Soğuk.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

 

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Güven : Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat. Yüreklilik, cesaret.

Güve : Kurtçuğu yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek (Tine pellionella).

Diğer dillerde Özel muayene anlamı nedir?

İngilizce'de Özel muayene ne demek ? : special examination