Neighbouring türkçesi Neighbouring nedir

Neighbouring ile ilgili cümleler

English: The two neighbouring countries differ from each other in all respects.
Turkish: İki komşu ülke her açıdan birbirinden farklıdır.

English: They have good relations with neighbouring countries.
Turkish: Onların komşu ülkelerle iyi ilişkileri var.

English: The border between the two neighbouring countries remains closed.
Turkish: İki komşu ülke arasındaki sınır kapalı kalır.

Neighbouring ingilizcede ne demek, Neighbouring nerede nasıl kullanılır?

Neighbouring rights : Düşünü ve sanat yapıtlarını sahnede oynayanların (ses sanatçısı, balepin, aktör gibi) hakları. Komşu haklar.

European neighbouring policy : Avrupa komşuluk politikası.

Neighbour node : Komşu düğüm.

Beggar thy neighbour policy : Ülkelerin kendi üretim ve işlendirme düzeylerini korumak ya da artırmak için dışalımı kısıtlayıcı önlemler ve devalüasyon uygulamalarıyla bir yandan toplam istemi yabancı mallardan yerli mallara doğru kaydırması diğer yandan dışsatımı artırması sonucu ticaret ortaklarında dış ticaret açığına ve işsizliğe yol açan politika. Komşuyu zarara sokma politikası.

Beggar my neighbour : Komşuyu dilendirme politikası. Bir kağıt oyunu.

 

Negative neighbourhood effects : Eksi dışsal tasarruflar. Tüketicilerin kendi dışından kaynaklanan ve gönençlerinin azalmasına yol açan etkiler. bk. eksi dışsal ölçek ekonomileri.

Neighbourhood : Merkezi yer. Komşular. Havali. Konu komşu. Sınırlı bir alan içinde yer alan, daha çok kişisel ve yüz yüze ilişkilerin egemen olduğu küçük insan topluluğunun durumu. Mahalle. Dolay. Belirli bir yerde, bir mahallede yaşayan ailelerin doğum, evlenme, sünnet, yıkım ve ölüm sırasında; ev yapımında, ekip biçmede, araç -gereç sağlanmasında; çocukların, delikanlıların, yaşlıların, dulların, genç kızların gözetim ve bakımında; hakların korunmasında birbirlerine yardım etmeleri, dayanışmaları. Komşuluk.

Neighbours : Komşular.

Unneighbourly : Komşuca olmayan.

Neighbour : Komşu olmak. Yaklaşmak. Yan. Komşu. Bitişik. Bitişik olmak. Yanında olmak.

İngilizce Neighbouring Türkçe anlamı, Neighbouring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Neighbouring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

At close quarters : Yan yana. Borda bordaya. Hemen hemen. (sıkışık ve küçük bir yerde) iç içe veya tıkış tıkış bir vaziyette. Göğüs göğüse. Çok yakından. Çok yakın. Hemen hemen yan yana.

Batch : Parça. Toplu iş. Harman. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir defada alınan miktar. Sürü. Bir pişimde pişirilenler. Türküm. Kuru gereç karışımı. Sarmak.

Adjoint : Bir işlerin ya da yöneyin tersyüz eşleniğinin alınmasıyla edinilen işler, dizey, yöney. Eklenik. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Her öğenin eş çarpanı ile değiştirildiği matrisin yeniden düzenlenmesi. Sınırdaş. Eklenmiş. Yardımcı. Ek.

 

Cockeyed : Yatık. Budala. Aptal. Şaşı. Budalaca (argo terim). Şaşı gözlü. Saçma. Çarpık. Yamuk.

Byss : Geçişli biçimde. Geçip. Kadar. Nezdinde. Evde. Eve. -e bakarak. Geçecek biçimde. Aşkına.

Circumjacent : Çevredeki. Etraftaki.

Conjunctive : Bitiştirici yargı. Birleştiren. Bağlayıcı. Birleşik. Bağlayan. Bağlaç görevi gören kip. Bağlaç görevi yapan. Bitiştiren.

At hand : Elde. Ha oldu ha olacak. El altında. Eli kulağında. Yakında. Yanında. Yakında yanında. Hazır.

Conjoint : Birleştirilmiş. Birleşik. Bağlı. Yapışık. Birleşmiş.

Neighbouring synonyms : the joneses, flanking, laterals, connate, ancillary, lateralis, neighbored, close to, coterminous, adjoining, akin to, asquint, awry, adjoined, by, next to, surrounding, conjunct, contiguous, analogous, neighbour, askew, behalf, attached, conjuncts, bias, conjunctives, connection, akin, neighbor, close, adjacent, adjoints.

Neighbouring zıt anlamlı kelimeler, Neighbouring kelime anlamı

Unconnected : Birbirine bağlı olmayan. Rabıtasız. Bağımsız. Bitiştirilmemiş. Tutarsız. İlgisiz. Alakasız. Ayrı. İlişkisiz. Bağlanmamış.