No less türkçesi No less nedir

  • O kadar.
  • Noksansız.
  • Az değil.
  • Şaşkınlık ifade etmek için kullanılır.
  • Az değil o kadar.
  • Büyülenme belirtmek için kullanılır (genellikle alaylı şekilde kullanılır).

No less ile ilgili cümleler

English: He saved no less than ten thousand dollars.
Turkish: O, en az on bin dolar biriktirdi.

English: He is no less clever than his father is.
Turkish: O, babasından daha az zeki değil.

English: His monthly salary is no less than 500,000 yen.
Turkish: Onun aylık maaşı 500.000 yenden az değildir.

English: I had to pay no less than 1,000 dollars for this watch.
Turkish: Bu saat için en az 1,000 dolar ödemek zorunda kaldım.

English: He has no less than three hundred books.
Turkish: En az üç yüz tane kitabı var.

No less ingilizcede ne demek, No less nerede nasıl kullanılır?

No : Artık değil. Olumsuz karar. Çerçeve dizi ışıkları. Red. Olumsuz oy. Yok. Değil. Olmaz. Sahne çerçevesinin iç yüzünde, yukarıda, sağ ve sol yanlardaki dizi ışıtaçların tümü. Gereksiz.

Less : Eksik. Az. Daha az şey. Eksi. Aşağı. Daha az sayıda. Eksik miktar. Çıkarılmak üzere. Daha az. Daha küçük.

No less than : -den daha az değil. -den küçük değil. -den az değil.

No absorbable sutures material : Emilemeyen dikiş malzemesi. Absorbe olmayan dikiş materyali.

 

No absorbable sutures materials : Sentetik veya doğal olan ve vücut tarafından emilmeyen dikiş malzemesi, absorbe olmayan dikiş materyali. Emilemeyen dikiş malzemesi.

No access to car decks : Araba güvertesine giriş yasak.

No access : Erişim yok.

İngilizce No less Türkçe anlamı, No less eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak No less ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

All that : Öylesine. Olan her şey. Olağanüstü. O kadar çok. Üstün (argo terim). Özel.

So much : Çok. Bu kadar. Bunca. O kadar çok.

Not a few : Birçok.

Such : Bu. O. Öyleleri. O kadar çok. -e benzer. Öyle. Oldukça. Bu gibi. O kadar fazla. Çok.

Thats : -diği. -an. Öteki. O. Ki. Şu. -en. Bu kadar. -dığı.

That : -dığı. Diye. Bu kadar. O. -en. Şu. -diği. Ki. İçin.

In full : Eksiksiz. Tamamen. Bütün. Tam. Etraflı. Tam manasıyla. Tam olarak. Tamamı.

Insomuch : O derece.

Faultless : Yanlışsız. Mükemmel. Kabahatsiz. Kusursuz. Falsosuz. Özürsüz. Hatası veya kusuru olmayan. Hatasız.