Olguculuk nedir, Olguculuk ne demek

Olguculuk; bir felsefe terimidir.

  • Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm.
  • Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bilginin * Fr. phénomène, İng. phenomenon karşılığı Ruhbilim Terimleri Sözlüğü'nde görüngü terimi önerilmiştir. gözlenebilen olgularla sınırlı olduğunu, toplum ve felsefe sorunlarının olgulara dayanılarak ancak deneysel bilimlerin yardımıyla çözülebileceğini ileri süren öğreti.

Felsefi anlamı:

Araştırmalarını olgulara, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız, kılgılı olarak yararsız gören; deneyle denetlenmeyen soruları sözde soru olarak niteleyen felsefe doğrultusu. // Terim olarak, A. Comte'un felsefeye getirdiği bir kavramdır. Olguculuğun temel kavramı olan olgu olgucular arasında türlü anlamlarda kullanılagelmiştir; ancak hepsinin birleştiği, doğa bilimlerinin evren tasarımına ve yöntemlerine uyma zorunluluğudur. Olguculuğu dizge olarak kuran A. Comte'dur, ama Comte'dan önce D. Hume, d'Alembert ve Turgot da aynı doğrultudadırlar; başka temsilcileri: Mill, Spencer, Mach, Avenarius ve benzeri

 

Bilimsel terim anlamı:

Auguste Comte'un öğretisini yazına uygulayan akım.

İngilizce'de Olguculuk ne demek? Olguculuk ingilizcesi nedir?:

positivism

Fransızca'da Olguculuk ne demek?:

positivisme

Olguculuk hakkında bilgiler

Pozitivizm, olguculuk, iki felsefi düşünceye verilen addır. Her iki düşüncenin de teoloji ve metafizik içermeyen, sadece fiziksel veya maddi dünyanın gerçeklerine dayanan bilim anlayışı vardır.

Olguculuk kısaca anlamı, tanımı:

Gerçek : Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Yapay olmayan. Doğruluk. Yalan olmayan. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

Olgucu : Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı, pozitivist.

Olgu : Varlığı deneyle kanıtlanmış şey. Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş.

Araştırma : Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı. Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik.

Deney : Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılmış olan işlem, tecrübe. Deneyim, tecrübe.

Fizikötesi : Doğaötesi.

Açıklama : Açıklamak işi, izah.

Kuramsal : Kuramla ilgili, kuram durumunda bulunan, kuram niteliğinde olan, nazari, teorik, uygulamalı karşıtı.

 

Olanaksız : Olanağı olmayan, olma ihtimali bulunmayan, gayrimümkün, imkânsız.

Yararsız : Yarar sağlamayan, yararı olmayan, işe yaramayan, yarayışsız, faydasız, nafile, avantajsız.

Felsefi : Felsefe ile ilgili, felsefeye ilişkin.

Diğer dillerde Olguculuk anlamı nedir?

İngilizce'de Olguculuk ne demek? : n. positivism

Fransızca'da Olguculuk : positivisme [le]

Almanca'da Olguculuk : n. Positivismus