Open air türkçesi Open air nedir

  • Açık hava.
  • Açıkhava.
  • Açık.

Open air ile ilgili cümleler

English: We had a good time in the open air.
Turkish: Açık havada iyi zaman geçirdik.

English: We spent the day in the open air.
Turkish: Günü açık havada geçiririz.

Open air ingilizcede ne demek, Open air nerede nasıl kullanılır?

Open : Dürüst. Açmak. Yarılmak. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Fora etmek. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi. Geniş. Serbest. İçten. Karara bağlanmamış.

Air : Bir opera yapıtında ya da oratoryoda ezgi. Esinti. Gökyüzü. Açılmak. Çalım. Fiyaka. Teneklendirerek kurutmak. Genel durum. Arya. Yayın.

Open air cinema : Açık hava sineması. Yazları ya da iklimi elverişli yerlerde sürekli çalışan, üstü açık sinema salonu. (yalnız yazları çalışanlara yazlık sinema; oto parkı biçimindekilere park sineması denir). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Open air house : Yazları ya da iklimi elverişli yerlerde sürekli çalışan, üstü açık sinema salonu. (yalnız yazları çalışanlara yazlık sinema; oto parkı biçimindekilere park sineması denir). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Açık hava sineması.

 

Open air instruction : Öğretim programlarında yer alan kimi derslerin ya da ders konularının derslik dışında açık havada işlenmesi. Açık hava öğretimi.

Open air swimming pool : Açık yüzme havuzu.

Open air school : Açık hava okulu. Çocukların, temiz havadan ve güneşten bol bol yararlanmalarını sağlamak amacıyla derslikleri ve öteki bölümleri özel olarak yapılmış ve donatılmış olan okul.

İngilizce Open air Türkçe anlamı, Open air eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Open air ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apparent : Görünüşte olan. Görünür. Ortada. Aşikar. Besbelli. Göze çarpan. Bariz. Sahte. Belirgin.

Bare : Açmak. Süssüz. Açılmak. Açığa çıkartmak. Gözle görülür hale getirmek. Yalın. Soymak. Açığa vurmak. Çıkarmak.

Fresh air : Taze hava. Temiz saf hava. Temiz hava. Kırsal bölge havası.

Hypaethral : Açık havada. Üstü açık. Açık havada olan. Çatısız. Damsız.

Bawdies : Sekse ilgi. Açık saçık. Seksle ilgili. Fuhşiyata dair. Terbiyesiz. Müstehcen.

Aboveground : Yerüstü. Yer düzeyi üstünde. Yeryüzündeki. Topraküstü. Toprağın üzerinde olan. Zemin üstündeki. Yeryüzünde. Toprak üstündeki.

Open area : Kapalı olmayan alan. Açık alan. Açık yer.

Alfresco : Açık havada. Açık havada yapılan.

Blankest : Görüntüsüz (televizyon terimi). Boş. Sövmek. Boşluk. Anlamsız. Boş yer. Açık yer. Yazısız. Boş kağıt.

Bleakish : Bunaltıcı. Örtüsüz. İçi karartıcı. Üzüntü verici. Meydanda. Korunmasız. Çıplak.

Open air synonyms : blanker, above board, the open, apparentness, aboveboard, outdoor, aperture, avowed, barer, bares, out of doors, bawdy, barest, fair weather, outdoors.