Orals türkçesi Orals nedir

Orals ile ilgili cümleler

English: The morals of our politicians have been corrupted.
Turkish: Siyasetçilerimizin ahlakı bozuldu.

English: The priest tried to improve the people's morals.
Turkish: Rahip insanların maneviyatını geliştirmek için çalıştı.

English: In present day Japan, "alchemy" is only used metaphorically; to refer to improper means of making money by politicians or religious hucksters with no morals or shame.
Turkish: "Simya" kelimesi günümüz Japonya'sında, inandıkları hiçbir ahlâk değeri olmayan siyasetçilerin veya din madrabazlarının gayr-ı ahlâki yollardan para kazanmalarını ifade etmek sadedinde münhasıran mecazi manasıyla kullanılır.

English: What I know about morals, I owe to soccer.
Turkish: Moral'in ne demek olduğunu, futbola borçluyum.

English: Tom has no morals.
Turkish: Tom'un ahlakı yok.

Orals ingilizcede ne demek, Orals nerede nasıl kullanılır?

Balmorals : Kasket. Kasket (isk.). Bere.

Chlorals : Kloral.

Chorals : Koro tarafından söylenen. Koro için yazılmış. Koro. Koroya ait. Koro ile ilgili.

Contrary to sexual morals : Cinsel töreye aykırı imler. Toplumun cinsel anlayışına aykırı düşen markalarda kullanılan imler.

 

Corals : Çok hücrelilerden (metazoa), sölenterler (coelenterata) alt bölümünün, knidliler (cnidaria) filumundan, sadece polip dölleri olan, vücutları hem iki yanlı, hem ışınsal bakışımlı, dokunaçları birkaç sıra üzerine dizili, çoğu iskeletli, eşey hücreleri iç deriden (endoderm) meydana gelen, denizlerde tek ya da koloniler halinde, kendilerini daima bir yere bağlayarak yaşayan, mercan (corallium rubrum), denizgülü (actinia), denizşakayığı (anemonia) cins ve türleri iyi bilinen bir sınıf. Döllenmiş ıstakoz yumurtası. Mercanlar. Mercan. Sıcak denizlerde yığınlar durumunda yaşayan ve "resif" denilen kireçli kayaları oluşturan hayvancıklar. Biyoloji, coğrafya alanlarında kullanılır.

Temporals : Zamana ait. Zaman belirten. Maddi. Dindışı. Şakak. Zamanla ilgili. Dini olmayan. Muvakkat. Geçici. Zamana bağlı.

Morals : Ahlak düşüncesi. Töre. Ahlak. Özdeyiş. Aktöresel niteliği belirgin geleneksel halk davranışlarının her biri. bk. gelenek, görenek, boşinanç. krş. moda. Toplumuna göre, yasa ve aktöre yerine geçebilen, ama gerçekte yasa olmayan davranış kalıbı. Aktöre. Ders. Adab. Ahlak kuralları.

Littorals : Kıyıya ait. Kıyıya yakın. Sahil. Kıyı. Sahil boyu. Kıyısal. Sahile yakın. Kıyı bölgesiyle ilgili. Sahille ilgili. Sahilde ya da sahil yakınında bulunan.

Pectorals : Göğüs ve göğüs boşluğuna ilişkin. Göğüs (ile ilgili). Göğüs kasları. Göğüs boşluğuna ait. Göğüs zırhı. Göğüs yüzgeci. Göğüs ile ilgili. Göğüs hastalıkları ilacı. Pektoral. Göğse ait.

Corporals : Onbaşı. Bedeni. Bedensel. Vücuda ait. Maddi. Cismen. Cismani. Gövdesel.

 

İngilizce Orals Türkçe anlamı, Orals eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Orals ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spoken : Konuşan. Konuşma. Konuşulan.

Accent : Vurgulu okumak. Aksan vermek. Vurgu. Üzerinde durmak. Önem. Aksan. Vurgulamak. Aksan işareti. Şive.

Verbal : Fiile ait. Harfiyen. Kelimesi kelimesine. Şifahen. Sözsel. Harfi harfine. Aynen.

Word of mouth : Dedikodu gazetesi. Söylenti. Ağızdan ağıza. Dedikodu.

Oral examination : Bir öğrencinin bilgi, yetenek ve beceri derecesini anlamak için soru-yanıt yönteminden yararlanılarak genellikle bir kurulca yapılan yoklama. Sözlü sınav.

Orally : Sözlü olarak. Şifahi olarak. Şifahen.

Oral test : Öğrencilerin, işlenen konular ya da üniteler çerçevesinde kazandıkları bilgi ve beceri yönünden durumlarını; düşünme ve kavrayış bakımından olgunluk derecelerini anlamak ve değerlendirmek amacıyla, soru-yanıt yönteminden yararlanarak yapılan küçük sınav. Sözlü yoklama. Sınav.

In words : Yazıyla.

Motivation : Dürtü. Güdülenme. Neden. Teşvik. Harekete getirme, harekete sevk etme. itici kuvvet, harekete yöneltici içsel güç. Harekete getirme. Güdüleme. Şevk. Bir hayvanda bir amaca yönelik bir davranışı kontrol eden iç faktörler.

Colostrum : Gebelik sonucunda süt bezlerinden salgılanan, sütten farklı ve besin değeri daha yüksek saydam sıvı. kolostrum. Ağız sütü. Kolostrom. Ön süt. İlk gelen süt. Emzirme başlangıcında gelen sütsü sıvı. İlk süt. Doğumdan sonraki ilk süt. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Orals synonyms : ethical motive, christ within, sense of right and wrong, light within, inner light, non graphic, fiancees, biestings, cutting edge, engaged to be married, parols, linguistic, by word of mouth, dialect, morality, oral, nuncupative, conscience, beak, ethics, need, chops, nuncupatory, scruples, non graphics, brinks, unwritten, brims, motive, fiance, brim, beastings, hedonism.

Orals zıt anlamlı kelimeler, Orals kelime anlamı

Written : Yazıya dökülmüş. Tahriri. Yazılmış. Yazılı.

Anal : Anüse ait, anüsle ilgili. Anüsle ilgili. Anal. Anüse yakın veya anüste yer alan. Anüsten yapılan. Anüs ile ilgili. Dışkıl. Anüse ilişkin.